Hapishane diye bahsettiği ev aslında bizim içinde hapsolduğumuz düşüncelerimiz ve sıradanlaşmış hayatımızdı, gerçek hapishane o ev değildi kafamızın içiydi. Şimdi o hapishanenin demirliklerini kırabilmişken biz hala o evde yasamaya mahkum edilmiş kişilerdik. Özgürlük sadece koşmak,yürümek, konuşmak değil hayal dünyamızın uçsuz bucaksız gezisiydi. Sadece sol ayağını kullanabilen Christy Brown o geziye çıkmayı başarabilmiş cesaretiyle örnek olmuş bir yazar.
Yazmak, ölümsüz olabilir ama sesin yaptığı gibi iki insan arasındaki boşluğu kapatan bir köprü kuramaz. Bir arkadaşımla tartışmayı yada bir kızla birkaç dakika sohbet etmeyi, dünyadaki en iyi kitabı yazmaya tercih ederim.