Bu öyküyü kalbinin yerini hatırlayanlar okusun.Ben her sabah ,yine her sabah,bana ait ülkeyi benden ayıran bana ait kapının önünde bir kez ölüyorum . Yeniden doğacağımın bilinciyle ölümlü oluşumu çok seviyorum. Kendi kapımın önünde aç ve açık beklerken üzerime kar yağdığı günden beri karlı havaları sevmiyorum. Yuvasından düşen yavrusunu kanatları olduğu halde kaldırmayan anne kuşun neler hissettiğini de artık bilmek istemiyorum.
Canımın yanması, kendi canının yanması anlamına gelmesi gerekenler canımı yaktığından beri. Yüzüme kapanan kapılarımdan gerisin geri döndürüldüğüm andan beri.
Halimi sorarsanız işte bu hallerdeyim efendim.
Ben : Nilüfer, suçiçeğiyim. Lekesiz alınlarda kuşkusuz kalır izim.
Menekşe de ölür ama ölümlü olduğunu bilmez,ne ölmeden önce ne öldükten sonra.
Ben ölürüm ve ölümlü olduğumu bilirim . Hem ölmeden önce, hem öldükten sonra.