Üstümdeki etkisi geçmeden anlatmam gerek diye koştum içimdeki kelimelerin ardından yetişeyim diye. Ama zaten bir yere kaybolmayacak bu kitap için kelimelerim. Şu kitabı da hadi okuyayım dediğim her kitap bir yol bir dönemeç veriyor bana. Sayesinde yaşadığım her duyguyu sevip sarıyorum. Tüm hikayemin yanaklarından sıkıyorum. Birileri iyiki iyiki iyiki içimizdeki duyguları mukaddes kelamlarla anlatıyor.
Kitabı okurken gözümde patch adams ve guguk kuşu filmleri canlandı. Hem şahane hem ödüllü filmlerdi zaten. “Dünya hassas kalpler için cehennemdir.” derler ya. Akıl sağlığı şüpheye düşen aslında incelikli, nazik ve narin ruhlar. Onların kendilerini keşfetmelerine ne aileleri ne yaşadıkları toplum izin vermiş. Veronika da kendi ile bulunamadığı için bir intihar yaşamış. Lakin düştüğü akıl hastanesinde başkalarını izlerken kendi yaşamındaki yaşam tohumlarını bulmaya kendini farketmeye başlıyor. Bilemeyiz bizim uyanışımıza ne çaredir. Bazen kötü gibi görünen şey yaşamın başlangıcıdır. Değil mi? Neye göre kime göre?!
Kendiyle buluşabilene selam olsun.
İyi okumalar.