"Güneş, ışınları içinde bulunan ve kendisiyle yaşayan küçücük sineklere kulak asar mı? Kalabildiklerince kalırlar, sonra güneş gidince de ölürler..."
"Ya da uçarlar." dedim.
"Gençliğin en güzel duyguları, en büyük dramları böyle bitiyor işte..
Hemen hepimiz sabahtan, dünyayı avucumuzda tutarak yüreğimiz aşka susamış olarak yola çıkarız; sonra, acı deneylerden geçtiğimiz, insanlara, olaylara karıştığımız zaman, farkına bile varmadan, her şey yavaş yavaş küçülür, yığın yığın küller arasında azıcık altın buluruz. İşte yaşam! Olduğu gibi yaşam: büyük savlar, küçük gerçekler."
"Kederden de, umutsuzluktan da, aşktan da, gizli düşkünlüklerden, dikilip dikilip kökünden sökülen, bir türlü meyve vermeyen umutlardan kimsecikler ölmezmiş gibi gelir.."