İstanbul'un uzak semtlerini seviyorum. Sadece yerel halkının güzelliğini bildiği sakin semptlerini. Bugün o semptlerinden birinde gezerken yolum kendi halinde, zamana meydan okuyan aynı zamanda estetik kaygısı taşımadığı halde kendi halinde iç huzuru bulunun bi dükkana düştü. Bir tost bir çay alıyım dedim. Amca gülümseyip hava soğuk olduğu için gelen olmuyo sadece çayım var dedi. Çayı verirken gönlünü almış olayım ağzın tatlansın diye de kendi bisküvisini de yanına koydu. Böyle küçük gönül almaları seviyorum...
Çünkü duygularımızın pek çoğu gündelik bir dille anlatmada bize pek uzak görünür. Bunun için bu gibi duygular herkeste olduğu halde asla ortaya çıkarılarak gösterilemez.