Kitabı okurken bazen Werther gibi hissettim; sanki onunla birlikte sevindim, onunla birlikte üzüldüm. Goethe, insan duygularını öyle yalın ama bir o kadar da güçlü bir şekilde anlatmış ki, hikâyenin içine çekilmemek neredeyse imkânsız.
Werther’in Lotte’ye olan tutkulu aşkını ve bu aşkın onda yarattığı büyük duygusal çöküşü anlatıyor. Werther o kadar saf, o kadar yoğun yaşıyor ki duygularını, onu okurken bir yandan hayran oluyorsunuz, bir yandan da "Bu kadar da kendini kaptırılır mı?" diye düşünmeden edemiyorsunuz. Ama sonra, hayatın bazı anlarında herkesin böyle yoğun hisler yaşayabileceğini hatırlıyorsunuz. Belki de Goethe'nin asıl başarısı bu: Okuyucusuna, bazen fazla uçlarda gibi görünen duyguların aslında insan doğasının bir parçası olduğunu göstermek.
Dili biraz agir ama okunamiycak kadsr degil ben rahattca okudum.O ask ve sevgi o kadar guzel dokulmus ki kagida.Sonu werther cidden cokus yasayarak bitti kitap ama ben cok begendim Eğer aşkı, tutkuyu ve insan ruhunun karmaşıklığını derinlemesine anlatan bir kitap arıyorsanız, kesinlikle Genç Werther’in Acılarına şans verin derim.
kitabin yazildigi donemde de werther gibi giyinme slogani baslatilmis ve intihar olaylari yayginlasmi onun icin de kitap 18. yy. yasaklanmis.