Zeze adında 5 yaşındaki bir çocuğun yaşadıklarını anlatan bir kitap. Ayrıca dönemin sefaletine, açlığına, yaşam mücadelesi de yer yer vurgu yapılmakta.
Zeze, yaptığı çocukça davranışlardan ötürü ailesinden sürekli dayak yiyen bir çocuk. Kendi yaşıtlarına göre sürekli sorgulayan, alışagelmiş kalıplardan uzak her şeyi kendi dünyasına göre yorumlayan ve hayal gücü oldukça geniş olan bir çocuk. İçindeki bu cevheri çok az kişi fark etsede, yediği dayaklara rağmen kendi istediklerini yapmakta ısrarcı.
Evlerinin kirasını ödeyemedikleri için yeni bir eve taşınmak zorunda kalan Zeze'yi burada bir lütuf beklemekte. Eve taşındıkları ilk gün adetten olsa gerek ailenin her ferdi kendisine bahçedeki ağaçlardan birini seçti. Kah dibinde oyun oynamak için kah sırlarını ağaçla paylaşmak kendilerine dert ortağı bulmak için. Lakin Zeze'ye İlk başlarda istemesede şeker portakalı fidanı düştü. Ama tanıdıkça şeker portakalı fidaninda ki cevherleri keşfetti. Ve hayalindeki her şeyi canlandırma şansı buldu ta ki Portuga ile tanışana kadar. Portuga çocuk özlemi çeken orta yaşlı bir adam ve Zeze'ye babasının göstermediği ilgiyi, şefkati gösterir fakat nerede görülmüş yoksulların mutlu olduğu! Madem düşmüşsün bir tekmede ben vurayım dercesine hayat, babasından bile çok sevdiği bu adamı doymadan elinden alır. Giden gider belkide kurtulur ama acıyı geride kalanlar çeker. Zeze 5 yaşında lakin hayat ona her şeyi acı tarafıyla öğretti. Küçük kalbinde ağır yaralar vardı ama o pes etmedi. Biliyordu ki canı Portuga'sı O'nun kalbindeydi.
Ve O büyük bir adam olmaya karar verdi. Portuga'nın O'na gösterdiği şefkati O da küçük çocuklara gösterecekti çünkü farkındaydı şefkat olmayınca hayatın pek değeri kalmıyor. Kimse küçük kalbiyle ağır yükler taşımasın istiyordu, küçük kalpteki acıları en iyi o