Aylin Arslan

Aylin Arslan
@Aylnarsln
Okumadan geçen bir gün yitirilmiş bir gündür (J. P. SARTRÉ).
Doktora Öğrencisi
Muğla
Avcılar, 1 Ocak
12 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
10/10
·144 syf.·
2023 2. kitabı
Gerçekten çok kıymetli bir eser. O dönem itibariyle bir insanın sadece kendine yazdığı notların ve günlüklerin bu derece güçlü oluşu çok etkileyici. Kitap, insanın hem kendi kişisel gelişiminde hem de etrafındaki diğer insanlarla olan ilişkilerinde aklının bir tarafına mutlak suretle kazıması gereken önemli mesajlar ve öğretiler barındırıyor. Yazım şekli ve dili anlaşılmasını kolaylaştırmış (çeviri eser-çevirenin emeğine sağlık- orjinalinin de bu sekilde olup olmadığından emin olmamakla beraber), bütünün ilgili alanlar bir araya gelecek şekilde parçalara bölünmesi (kitap 12 bölümden oluşuyor), cümlelerin peş peşe sıralanmadan madde madde düzenlenmiş olması takibi kolaylaştırmış. 1. Kitap diye adlandırılan ilk bölümde yazar, tanıdığı insanlardan ve kendi döneminde adından söz edilen filozof ve hükümdarlardan öğrendiklerini ve duyduklarını aktarıyor. Bu bölümde yakın ailesine, akrabalarına, eğitim aldığı hocalarına, arkadaşlarına isim isim yer vermiş ve onlardan öğrendiği tüm güzel değerleri ve meziyetleri sıralamış. Bu bölümden gerçekten çok etkilendim çünkü sözünü ettiği meziyetler çok çok kıymetli ve öğreten herkesi öğrettikleri sebebiyle saygı ve sevgiyle anarcasına düşünmesi ve yazması çok değerli geldi bana. Tıpkı günümüz kitaplarının veya tezlerinin önsöz veya teşekkür kısımlarında olduğu gibi. İnsan, kendisine bir şeyleri öğreteni gerçekten unutmuyor unutmamalı da. Diğer bölümlerde ise genel olarak doğa ve insan etkileşimini, ilişkisini, uyumunu, doğanın bilgisine erişiminin önemini, ölüm gerçeğini ve bu gerçeğe göre davranılması ve yaşanması gerektiğini, devlet yönetimi ile ilgili bilgileri edinebiliyoruz. Bununla birlikte bazı yerlerde eleştirel ifadelere rastlıyoruz. Hem öz eleştiri hem de diğer kişi ve yönetimlere yönelik eleştiriler yer yer mevcut.
Felsefe
Kendime DüşüncelerMarcus Aurelius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202428bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·162 syf.·
2023 1. kitabı
Kitabı beğendim. Yazarın emeğine sağlık. Kendimce çıkardığım notlar ise; 1. Akademi (süreç işi)= çalışmak, emek vermek, eylemde olmak, kendi yolunda emin adımlarla ilerlemek (süreç yönetimi) + motivasyon, plan, disiplin, sadakat, azim, hırs, sabır (süreci yönetirken gerekli unsurlar) 2. Sevdiğin işi yap, yaptığın işe saygı duy. 3. Akademi işi ekip işi. Hem katkı sağlayabileceğin hem de yararlanabileceğin ekip arkadaşların olmalı. (Güvenebileceğin yol arkadasları edin) 4. Akademik iletişim akademisyenin olmazsa olmazlarından. (Akademi; hocalar, meslektaşların, ekip arkadaşların, hakemler, öğrenciler vb. birçok insanla iletişim halinde olman gereken bir alan. Her bir kesimle kuracağın iletişim de ayrı. Bu iletişim gücüne farkındalıkla sahip olmak şart) 5. Denge önemli. Ne çok mütevazi ne de çok bilmiş olmalı. Her daim tevazu ile yeni bir şey öğrenme modunda ol ancak bunu karşı tarafa koz olarak kullandırtma. Nabzı iyi ölç. Karşındaki insanı iyi gözlemle. Niyetini ve yaklaşımını öğren. Doğru bildiğinin arkasından git ve karşındaki kim olursa olsun doğru bildiğini ortaya koyup savun. 6. Hak hukuk gözet. İyi olanla olmayan ayrımını yap. İyi olana hakkını ver. Olmayandan da vazgeçme. Niyetine göre onu da kazanmaya devam et. Bir gün iyi olabileceği ihtimalini göz ardı etme. 7. Her daim içsel motivasyona sahip ol. Hiçbir şeyi zorla yapma. Severek yap. Motivasyonun azalacağı zamanlar olacak işine sarıl uzaklaşma. 8. Kafanı işinle mesgul tut. Kafan mesgul olmayınca gereksiz kuruntular üretebilir. Beyin en ufak boşluk anında seni olumsuzluğa itebilir. Ayık ol. 9. Her insan değerli. Kimse senden daha az veya daha fazla değerli degil. İnsana değer ver. Ancak insanı senin nezdinde değerli kılacak karakter, bilgi, kalite gibi vasıfların ayrımınının farkında ol. 10. Sana en
Amerika’da Bir Proje: Duygu ve Motivasyon GünlükleriEnes Akyüz · Akademisyen Kitabevi · 202117 okunma
Puan vermedi·752 syf.·
2021 18. kitabı
Batı'da 10. yy. ile 15. yy. arasında egemen olan ve kendine has karakteristik özellikler taşıyan Feodal çağın dönemsel koşullarının bilinmesi, toplum tiplerinin incelenmesi ve toplumsal gelişimin bütüncül olarak ele alınabilmesi açısından önem arz eder. Ancak çoğu sosyoloji kitabının özellikle Sanayi Devrimini ve sonrası gelişen modern toplum yapısını detaylı ele aldığı, bu ara dönemi bir kaç sayfa ile geçiştirdiği görülür. Dönemin gelişmeye ve ilerlemeye kapalı yapısı ve çok fazla olayı barındırmamasından kaynaklanan bir yaklaşım olabilir. Ancak bu durum sağlıklı bir toplum analizini güçleştirmektedir. Zira bu dönemin ve akabinde gelişen manifaktür dönemin yeteri kadar anlaşılmaması halinde okur, modern topluma çoğu sosyoloji kitabında yazan şu meşhur cümle ile giriş yapar: "1768'de James Watt'ın meşhur buharlı makineyi keşfi ile başlayan teknolojik devrimsel süreç.." kendi adıma, bu durum bende tepeden inme bir bakış açısına sebep olmuştu. Biraz daha detaylı inceleme ile iki dönem arası geçişin nasıl gerçekleştiğini araştırmak, süreci daha anlaşılır kıldı ve böylece toplumsal bağı sağlıklı kurabilme imkânım oldu. Dolayısıyla bu kitap, feodal dönemi daha detaylı analiz etmek ve dönemin koşullarına daha iyi hakim olmak isteyenler açısından sağlam bir eser.
Feodal ToplumMarc Bloch · Islık Yayınları · 201987 okunma
Puan vermedi·88 syf.·
2021 17. kitabı
Aristoteles, devlet rejimlerini konu aldığı kitabında Atina yönetiminin tarihini anlattıktan sonra kendine has yaklaşımıyla Atina Devleti'nin yapısını ve işleyişini anlatmaktadır. Kitap, devlet rejimlerine yer vermesi, demokrasinin adım adım ilerleyişinden söz etmesi açısından kıymetli. Zira bu sayede yaklaşık 2600 yıl öncesindeki devlet rejimleri uygulamalarını ve farklılıklarını okuyor, günümüzle mukayese edebiliyor, öğrenebiliyoruz. Solon'un demokratik rejimi ile Otuzlar Yönetimi'nin monarşik rejimini ve tiranlığı karşılaştırmalı olarak analiz edebiliyor olmamız gibi. Bir sosyal politikacı olarak sosyal devletin izlerini çağlar öncesinden geleneksel metotlarla dahi olsa görmek kıymetli. ilginç olan ise yaklaşık 2600 yıl sonra, günümüzde de yönetimsel olarak çok farklı şeyleri konuşmuyor olmamız. Insanlık tarihi açısından çok da kisa olmayan bu süre zarfında benzer yönetimsel anlayışları ve benzer devlet rejimlerini konuşuyor olmamız ve hatta günümüzde dünya üzerinde o dönemki yönetim şartlarından daha kötü şartlarda yönetilen ülkelerin var olması insanlığın sorgulaması gereken bir konu olduğu düşüncesini uyandırmakta.
Atinalıların DevletiAristoteles · İş Bankası Kültür Yayınları · 20201,434 okunma
Puan vermedi·328 syf.·
2020 103. kitabı
Kitap, genellikle sosyoloji derslerinde okutulmak üzere verilsede, ders kitabı olmanın çok ötesinde. Sosyoloji gibi devasa bir alanın kapsamını genel hatlarıyla ortaya koyuyor. Sosyoloji nedir sorusunun cevabını okuyucunun kafasında şekillendiriyor. Kitap, okuduğum diğer sosyoloji kitaplarına nazaran daha akılda kalıcı. Bunun nedeni Mehmet Zencirkıran'ın kendine has anlatım şekli. Okuyucunun zihnine kitap içerisinde verdiği güncel örneklerle konuyu çok güzel oturtuyor. Zira anlatılan her konuya ilişkin ilgili şekilde onlarca film, kitap, haber başlığı, alıntı paylaşılmış. Konunun somut örnekler üzerinden anlatılması karmaşık konuların dahi rahat anlaşılmasını mümkün kılmış. Yazarın öteki kitapları olan örgüt sosyolojisi, çalışma ve endüstri sosyolojisi kitaplarını da edindim. Merakla onları da okumaya koyulacağım.
SosyolojiMemet Zencirkıran · Dora Yayıncılık · 2015270 okunma