Kendini arayan bir ben
Delirmek belirmektir
Can Bonomo
Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim.
Mustafa Kemal Atatürk
Sanki tüm hayatım boyunca yanlış melodiyle dans etmiş gibiyim.
Friedrich Nietzsche
Evli
"Kuramsal bir tartışma, neredeyse silahlı çatışmaya dönüşecekti. Sonra gece olunca, o arkadaşla oturup konuştuk. Özeleştiri yaptık. Sıcağı sıcağına eleştiri, özeleştiri en iyisi. Ve sonuçta en yakın iki arkadaş olduk, yoldaş olduk birbirimize. Çatıştığımız konu da şuydu: Parti, bir süreç içinde mi oluşur, yoksa lâk diye mi kurulur? Ben, süreç içinde oluşur, diyordum. Üniversite kantinlerinde alıştığımız tartışma biçimi işte. Yani, 'kent devrimcisi' gibi konuşma alışkanlığı. Bol söz, bol ukalâlık. Ve bundan bıkkınlık ve tepki. Eylem yokluğuna bir tür karşı çıkıştı belki."
"Soru moru sormuyorlar. Korkudan değil. Korku yok. Saygı var. Yasalara ve kurulu düzene karşı çıkabilene duyulan bir saygı bu. Feodal yiğitlik saygısı. Öyle bir şey."
"Ölüm buyruğunu uyguladılar
Mavi dağ dumanını
Ve uyur uyanık seher yelini
Kanlara buladılar
Sonra oracıkta tüfek çattılar
Koynumuzu usul usul yoklayıp
Aradılar
Didik didik ettiler
Kirmanşah dokuması al kuşağımı
Tespihimi tabakamı alıp gittiler
Hepsi de armağandı..."
Ahmed Arif
"Doğruldum, niye bilmem, yine gökyüzüne baktım. Akşam koyuluğu dolmuştu gökyüzüne. Kuşlar dolanıyordu havada. Üşür gibi oldum. Külrengi bir serinlik geldi doldu içime. Kollarımı göğsümde kavuşturmak istedim. Ama kollarımın arkamdan zincirlerle bağlı olduğunu anlayınca, nerede olduğumu bir kez daha kavradım, bildim. Gerçeğe, önümde uzanmış yatan ölüye döndüm. Yavaşça eğildim. Yüzüne yaklaştırdım yüzümü. Ne kadar da solgundu. Acı, donup kalmıştı yüzünde. Ağzına sinekler konmuştu, geziniyorlardı dudaklarında. Uzandım, üfledim sinekleri, kovdum. Havalanıp yine kondular. Daha hızlı üfledim. Gözleri yarı aralıktı. Dudaklarımı uzattım, öpmek istedim onu. Ve eğilip öptüm soğumuş alnından. Bir daha öptüm."