Dini, dili, ırkı farketmeksizin evet bir çok kadın için dünya bir çilehane. Tasavvufi anlamda bir çilehane değil. Bir yaratıcı, bir Tanrı için çekilen çile değil. "ERKEK"ler için çekilen çile. Bu çilehanede yaşayan bir kadının hikayesi anlatılıyor kitapta. Waris Dirie...
Somali'de doğmuş Waris Dirie'nin kendi ağzından dinliyoruz hikayesini. Sade akıcı bir dille yazılmış. Edebi yönü zayıf fakat böyle bir beklentim de yoktu başlarken. Somali'den Amerika'ya uzanan ilginç ve bir o kadar da üzücü bir hikaye. Waris Dirie göçebe bir ailenin kızı. 12 yaşındayken 65 yaşında bir adama 5 deve karşılığında satılmak isteniyor. Bu olaydan sonra evden kaçıyor ve hayatı o günden sonra değişmeye başlıyor. Bugün geldiği noktada dünyaca ünlü bir manken kendisi. Sadece bir manken değil benimde en çok değinmek istediğim kitabında ana konusu olan 'kadın sünneti' konusunda çok güzel çalışmalar yapan 'Çöl Çiçeği Vakfı'ninda kurucusu aynı zamanda. Waris'in başına gelmeyen olay yok. Bir insanın başına en kötü ne gelebilir ki dediğimiz bir çok şey geliyor. Ama o öyle asi ruhlu, öyle güçlü bir kadın ki hepsinden aldığı yarayı bir ışık hüzmesine dönüştürüp tüm kadınları aydınlatacak o ışığı çok güzel bir şekilde taşımayı başarıyor.
Gelelim asıl konumuza: 'kadın sünneti'. Bu konuda bir kaç kelam etmek isterim. Ben sünneti sadece kadınlar üzerinden değil erkek, kadın fark etmeksizin ele alacağım. Sünnetle ilgili ilk sorgum 7 yaşında bir akrabamızın sünnet olurken ki çığlıklarını duymamla başladı. Çocuk aklımla bir türlü anlamlandıramıyordum. Neden erkek çocuklara bu acı cektiriliyor ve neden sonrasında bir eğlence yapılıyordu. Neyi kutluyordu bu insanlar. Orada fark etmeye başlamıştım kadınlarla erkeklerin arasında toplumun, inanışların, ideolojilerin vs koyduğu kocaman uçurumu. Hiçbir