Çocuk tehdit edildiğinde pek çok açıdan travmatize olma ihtimaliyle karşılaşır. İlki şudur:Çocuk tehdit edildiği cümlenin gerçekliğine inanır. Örneğin bir anne çocuğuna "Yemeğini yemezsen seni çingenelere veririm demiş" olsa,yetişkin dünyası için gerçek olmadığı çok bariz olan bu cümleyi çocuk bir hakikat olarak algılar, yemeğini yemezse annesinin onu çingenelere vereceğini düşünür. Bu, çocuk için çok büyük bir korkudur.Bu yüzden kendini zorlar ve yemeğini yer!O sırada annesi yemeği arıza çıkarmadan yedirebildiği için mutludur.Peki çocuğa ne olur?Çocuk öncelikle şiddetli bir korku,ardından onu yabancılara verebilecek annesine karşı büyük bir güvensizlik hisseder.Duşunsenize,bu nasıl bir annedir ki sırf çocuğu yemek yemedi diye onu bir başkasına verebilmektedir.!Böylelikle çocuk başına bir şey gelmesin diye isteklerinden vazgeçmeyi öğrenir. Hayat boyu,kendi isteğinin peşinden giderse başına bir şeyler gelebilecek gibi hisseder.Bu his bilinç düzeyinde anlamsız ve gerçek dışı olsa da kişi çocukluğundaki, isteklerinin sonucunun birer felakete dönüşeceği hissinden kurtulamaz.
Bu noktada diyebiliriz ki,tehdit güveni,emniyeti,varoluşu, fıtri gelişimi ve koşulsuz kabulü yıkar. Yerine korku dolu bir tedirginlik dünyası inşa eder.