İlk defa şefkat üzerine bir kitap okudum. Kitap öz şefkatin ne olduğu ve ne olmadığı hakkında bilgi verip içerisindeki uygulamalarla bize yol gösteriyor. Ben okurken aslında öz şefkati dinimizle çok bağdaştırdım. Dinimizde olan; kendin için istediğini başkası için de iste, hoşgörülü ol, diline dikkat et gibi emirlerin öz şefkat adı altında toplandığını gördüm bu yönden maneviyatımı güçlendirdi. Kitap bana yaşadığım her anın kıymetini bilmeyi, şu an oturduğum koltuğun, dinlediğim seslerin duyu organlarımla algıladığım tüm durumları hissedip ana odaklanmam gerektiğini aşıladı. Bazı durumlarda işleri yoluna koymak için hissettiklerimizi dışa vurup olayları, insanları oldukları gibi kabul etmenin aslında bizim içsel sürecimizin büyük bir kısmını oluşturduğunu anladım.
Bazen hayatımızdaki kişilerin neyi neden yaptıklarını anlam veremeyiz öfkelenir, üzülür, hayal kırıklığına uğrarız; böyle durumlarda şunu hatırlamakta fayda var: “İnsan içinde ne taşırsa dışarıya onu verir.” Bize düşen acılarımızı, kızgınlıklarımızı kabul etmek. Kitapta da önerilen uygulama gibi hissettiğimiz olumsuz duyguları nefes alırken içimize çekip onları mutluluk, sevinç, kabullenişe çevirip nefesimizle yeni hayat vermek.