"Mutluluğunu başkalarının mutsuzluğu üzerine kuran sayısız insan vardı yeryüzünde. Ve onlar, hayatın insalara sunduğu bütün güzellikleri karanlığa dönüştürürken, yeryüzündeki iğreti varoluşlarını yok ettikleri her iyi niyette biraz daha sağlamlaştırıyorlardı. Paylaşmayı bilmeyen, sevginin sıcaklığını reddeden, kendisi ile ve hatta hayatla kavgalı olan bu insanların sayısı baş edilemeyecek kadar çoktu ne yazık ki. "
"Acı gerçeği, büyük kaybı kabul ediş sessizliğiydi bu. Yakarmak, ağlamak bir reddediş,bir baş kaldırmadır. Ama ellerinden birşey gelmediğini, gidenin geri gelmeyeceğini anlayıp susmak daha korkunçtur. Bu suskunlukta en karanlık düşünceler gelir insanın aklına."
"Felaket acısı insanları küçültür. En yaşlıları, en güçlü ve korkusuz olan arkadaşları
Anatay da küçülmüş, savunmasız küçük bir çocuk gibi olmuştu. Omuzlarına çöken felaket acısıyla ezilmiş, fırtınalı havada ne yapacağını bilemeyen küçük bir tay gibi duvara dayanmış, hüngür hüngür ağlıyordu."