… maske takmış bir kişinin yapıcı bir tartışmaya girmesi olanaksızdır. Yapıcı tartışma için kişilerin gerçek olması, maskelerden kurtulmuş olarak kendi iç benlikleriyle etkileşimde bulunmaları zorunludur. Maskeli olarak yapıcı tartışmaya girişmek ise tek bir sonuç doğurur: etkileşimde bulunan kişilerin birbirlerine karşı duydukları güven zayıflar.
Bir kimseye yararlı olabilmenin tek yolu vardır vardır, o da karşınızdakine dikkatle dinlemek ve onunla kalben ve kafaca beraber olmaktır. Bir başka deyişle, karşınızdakini duyarak dinlemektir.
Ama bir insan sürekli olarak bir kafes içinde de yaşayamaz; yaşarsa bile gelişemez, büyük bir yalnızlığa düşer ve “varolmayan” bir birey olarak “otuzunda ölür, altmışında gömülür”.
İletişim bir dil işlemi değil bir insan sürecidir. İletişimde ilerleme sağlayabilmek için insanlar arasındaki ilişkilerde bir gelişim, bir ilerleme gerçekleştirmek gerekir. Kişiler arasındaki ilişkiler bozuk bir temele oturmuşsa, iletişimde kullanılan dil ne kadar kaliteli olursa olsun, iletişimde bir ilerleme görülmez.
İletişimde savunuculuk arttıkça ne konuşulduğu önemini yitirir, kimin konuştuğu önem kazanmaya başlar. Böylece bir sorunu çözmek, bir konuyu aydınlığa kavuşturmak amaç olmaktan çıkar, karşıdaki kişiyi rahatsız etmek, kalbini kırabilmek temel amaç olur. Sonuç olarakta konuşmaya başladıkları andakine oranla birbirine daha kızgın, daha düşmanca duygularla dolu iki insan ortaya çıkar; herhangi bir sorun çözülmüş ya da aydınlığa kavuşturulmuş olmaz.