Üç kadın. Üç hayat. Üç kıta...
Tek bir talep: özgürlük!
Bir saç teli, üç kadının hikayesini, üç kıtanın rüzgarını ve tek bir umudun dokunuşunu bir araya getirebilir mi?
Kitapta bu sorulara cevap ararken buluyoruz kendimizi. Üç kadının hayatına, yaşadıklarına şahit oluyoruz. Sarah, Giulia ve Smita. Yaşamış oldukları kültüre, baskıya baş kaldıran, ‘‘Hayır’’ deme gücünü keşfeden üç cesur kadın... Hikayelerini teker teker sonuna kadar dinlemiyoruz. Sırasıyla yaşadıklarını okuyoruz. Sarah’ ın içinde olduğu hayatı düşünürken bir anda kendimizi Smita’ nın hayatında bulabiliyoruz. Çoğu yerde de en heyecanlı yerinde bırakıp diğer kişinin hayatını anlatmaya başlıyor. Bence bu kısımlar kitaba hareket katmış, okuru kendinde tutmuş diyebilirim. Okurken üç farklı kitabı aynı anda okuyor gibi hissedebilirsiniz. Ama yazar bunu öyle ustalıkla işlemiş ki okurken hikayelerden kopmuyor, sıkılmıyorsunuz. Hayatın karmaşasında bir tutam umut, bir avuç cesaret arayanlara ithafen keyifli okumalar dilerim...