“Pamuk şeker gibi kokuyorsun,” demiştim
seni ilk gördüğümde.
“Pamuk mu, şeker mi?” demiştin gülerek…
Şimdi, görür müyüm seni o parkta,
O bankta,
orada…
Gencecik bir fidan gibi
Santim santim ölçülebilen gövdesiyle,
Kurumuş dal misali
Her an yanmaya hazır.
Çıtır ama çerez değil,
Kahve ama çekirdek değil…
Çıtır kahve…
Yıldız mı topladın sen yine?
Gökyüzü bu kadar karanlık…
İğne atsan yere düşmez;
içimde öyle bulut.
Nem kaptı, belli.
Pes…
Savur elindekileri;
ışıksız kaldı dünya.
Yenişehir’de bir sabah
İkinci kahvaltısında Zeliha
yalnız, ikinci…
Kaybettiği ilk zeytin çatalın azizliği,
diğeri kendi isteğiyle düştü sanki.
Masanın altındakileri uzanıp aldı da
ayaklarının altındakini çiğnemek zorunda kaldı.