SPOİLER!
Sonunda bir yıldır ertelediğim Dune serisine geri döndüm. Öyle yoğun bir zamanda okumaya başladım ki biraz da bu sebepten okumaktan çok ayrı keyif aldım.
Okurken Dune evrenini ne kadar özlediğimi fark ettim, yüzümde sürekli bir gülümseme vardı. Çok keyifli 5 gün geçirdim.
Bu kitabı önceki kitaptan çok daha rahat okudum, sebebi de bu kitaptaki aksiyonun, hareketliliğin daha yoğun olmasıydı, yormamasıydı.
Gelelim kitaba, hikaye 3500 yıl sonradan devam ediyor. Tarihi görünce büyük bir şaşkınlık yaşadım. Bildiğim, alıştığım herkes değişmişti, hikaye başka bir yere evrilmişti. Değişmeyen iki kişi vardı. Bunlardan biri II. Leto, diğeri de Duncan Idaho. Bu yıllar süresince Leto imparator olarak hüküm sürüyor ve Duncanlar da sürekli değişiyordur.
3500 yıl sonra çöl tamamen olmasa da ortadan kalkmıştır. Çöllerin yerini nehirler ve göller kaplamıştır. Gezegen yeşillenmiştir. Dune'un bu değişimini okumak garipti. İnsanların artık suya ihtiyacının olmadığı, damıtıcı giysilerin sadece nostalji için giyildiği bir evren.. Leto dünyaya zorunlu bir barış getirmiştir. Leto'nun bu durum için çok güzel bir cümlesi var:
"Benim barışım, dayatılan bir dinginlik aslında. İnsanoğlu uzun tarihi boyunca dinginliğe daima tepki göstermiştir."
Leto'nun yönetimi tartışılırdı. Bu barış için çok fazla bedeller ödendi ve çok fazla hayat son buldu ama sonuç olarak insanlar gezegene mahsur kaldılar, kaçabilecekleri, saklanabilecekleri bir yer yoktu. Evet barış vardı ama insanlar bu barış ortamında nefes alamıyordu. Bu yüzden de isyan kaçınılmazdı. Peki Leto'nun sonunu ne getirdi? Neyi yanlış yaptı?
Duncan'ın gittiği köyde önceki Duncan'ın çocukları ve eşiyle karşılaştığı bölüm dikkate değerdi. O bölümde mükemmel işlediği düşünülen Leto yönetiminde bir şeylerin yanlış gittiği anlaşılıyordu.