‘‘…insanın kendisini tastamam hissettiği herhalde böyle birkaç an vardı hayatta. Öyle hep başı kesik tavuk gibi dolanıyordun bir ömür dağ bayır. Bir an geliyor artık burada biraz dinlenebilirim diyordun. Büyük duyguların deli bir nehir gibi kayalardan aşağı akıp akıp sonunda denize döküldüğü bir yer vardı. Akış hızının azaldığı bir yer.’’
‘’Bir dakika önce hazirandı. Şimdiyse hava eylül. Ekinler boy atmış, hasat edilmeye hazır, parlak, altın rengi.
Kasım? akıl almaz. Sadece bir ay ötede.
Günler hala sıcak, gölgelerin içindeki hava daha keskin. Geceler biraz daha erken geliyor, biraz daha soğuk, ışık her defasında biraz daha az.’’