Küçükken çok inanmıştım kalbimden geçen her duanın kabulüne
Sanki ben niyet ederken bir ışıltı düşerdi yeryüzüne
Duamın kabul olacağı günü beklemek kalırdı geriye
Büyüyünce de denedim aynı adanmışlık aynı niyetle
Sanki duvarlar vardı bu sefer Allah ile aramda
Anladım sonra,büyümek kirlenmekmiş,kendini de Dünya’yı da kirletmekmiş
Küçükken kirlenen tek şey kıyafetlerimiz ve ellerimizdi,
Çamurdan dünyamızın meşguliyetinde
Annemizden işiteceğimiz azar belki de en büyük endişemizdi
Sokaklar güvenilir,her komşu amcamız teyzemizdi
Kırdıklarımız oyuncaklardı ,kalpler değildi
Ne zaman böylesi kirlendi zihinler
Ne ara kesildi sokaklardaki o cıvıltılı sesler
Şimdilerde tahammülü düşük , yaşlı dünyanın ruhsuz insanları dolduruyor sokakları
Ağızlarında dumanları ve bitmeyen anlamsız yasakları
Çocuk başı okşamamış elleriyle, sevgiden yoksun yürekleriyle
Bizim yerimize de veriyorlar kararları
Ah şimdilerin büyümüş çocukları
Daha daldayken kopartılan tomurcukları
Anladın mı şimdi büyümek sanıldığı kadar güzel bir şey değilmiş
Yağmurdan kaçarken taşa tutuldum
Dönüp bakamadım bile
Şimdi kendi içine yağan bir bulutum
Kağıtlar yeşeriyor toprak yerine
Saçlarımı uzattım, aynayı kırdım
Deri ceketimi çıkardım sandıktan
Cebimde 20 yıl önceki sevgilimin resmi
O mu büyüdü, ben mi yaşlandım?
Gümüş tabakamı, köstekli saatimi
Bir blues ritmiyle kullanıyorum
Her sabah yeniden uyansam da
Naftalinli bir gençlik bu yaşadığım
İpsiz ruhum, sarsak, serseri
Otobanlarda sırtında heybesiyle
Cafelerde tuborg bira ve patates cipsiyle
Durdun bir yerde, çağını bekliyorsun
Ahmet Erhan