Ayşe Sipahioğlu

Ayşe Sipahioğlu
Coğrafya Öğretmeni
49 okur puanı
Nisan 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Puan vermedi·400 syf.··
2024 21. kitabı
Çok uzun bir aradan sonra Fransız Edebiyatı ile karşınızdayım. Yazarımız bir Sanat Tarihçi, bizi sanata ve biraz da edebiyata doyuruyor şaheseri ile.. 10 yaşındaki Mona bir gün görme yetisini kaybetme riski ile karşı karşıya kalıyor. Doktorlar fizyolojik olarak hiçbir sebep bulamıyorlar öyle ki tekrar edip etmeyeceğini dahi bilemiyorlar. Mona’yı bir pedagoga yönlendiriyorlar. Mona her hafta çarşamba günü sanatsever dedesi Henry ile pedagogu yani Paris’in eşsiz müzelerini ( Louvre, Orsay, Beaubourg) ziyarete başlıyor. Mona ve Henry’nin eşsiz çarşambaları bu andan itibaren başlıyor. 52 hafta 52 sanat eseri ziyaret edip çözümlüyor Mona ve bize de bir çocuğun gözünden sanat eserlerini görmeyi tattırıyor. İnsan başta deliriyor çünkü; çocuğun ihtiyacı olan şeyin pedagog olduğunu düşünürsünüz sakin olun.. Henry torunu görme yetisini kaybetse dahi renkleri ve sanat eserlerini zihninde taşısın istiyor.Görmek burada fiziksel bir süreçten çok uzak. Görmek ruhla, sanatla, duygularla yapılan bir eylem. Mona’da burada duyguları ve travmaları ile yüzleşiyor..Ben de sanat eserlerini Mona’nın gözleri ile görüp yorumladım. Kitabı okumam bir ayımı aldı çünkü her bir sanat eserini Mona ve Henry’den önce inceledim yorumlarımı not aldım sonra Mona’nın çözümleri ve Henry’nin eklemelerini okudum.Bu arada ben yazarın Sophie’nin Dünyasından ilham alıp sanata uyarladığını hissettim. Siz peki okudunuz mu Mona’nın Gözlerini ya da herhangi bir sanat eserine, renge bir çocuğun gözü ile baktınız mı ?
Mona'nın GözleriThomas Schlesser · Timaş Yayınları · 2024635 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·200 syf.··
2024 10. kitabı
Şermin Yaşar’ın ilk romanı, benim de kendisinin kalemini okuduğum ilk kitabım Söyleme Bilmesinler. Bir ailenin iki günü ama seneleri bu roman. Üç kardeş ve onların ailedeki belki hayattaki gizli saklı yerini anlatmış Şermin Yaşar bize. Sevmenin bile insana yük edildiği bir aile bu. Emin sevildiği için yaşamı boyu yük taşımış. Ethem sevilmediği için aidiyet duygusunu yitirmiş. Ekrem ise arada kalmış. Sevginin yük olduğu veya olmadığı bütün hayatlarda olduğu gibi küçük yalanlar sahip olmuş hepsine. Ben en çok Ethem’i anladım sanırım bu romanda, en çok Ethem’e üzüldüm ve sevindim. Bana göre bu kitap Ethem’in ve Nurten’in hikayesi.
Edebiyat & Roman
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,1bin okunma
Puan vermedi·325 syf.··
2022 9. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2022 22:10
Algernon'a Çiçekler// Daniel Keyes 1950'lerde Daniel Keyes tarafından hikaye tarzında kaleme alınmış olup 1960'larda Roman türüne çevrilmiş, beni derinden etkileyen bir roman ile karşınızdayım. Toplum tarafından kabul görmek adına sancılı bir süreçten geçen Charlie Gordon'un hikayesi hepimize tanıdık aslında. Sevilmek ve insanlar tarafından kabul görmek arzusu uğruna neler vermeyiz ki. Sevgisiz bırakılmış, dalga geçilmiş, itilmiş ve bunları asla fark etmemiş bir insanın serbest çağrışım yöntemi ile geçmiş ve bugünle yüzleşmesi çarpıcı bir şekilde aktarılmış. Ve bütün bunları Charlie'nin zekâsından ve kaleminden okumak ayrı bir zevk. Charlie ile bütünleştim okurken ve çok utandım insanlık adına, üzüldüm Charlie için. Dünya'nın ve insanların ne kadar kötü olduğu bir kez daha çarptı yüzüme. Onlar gibi olmayınca insanların ne kadar nefret dolabileceğini çok net gözler önüne seriyor yazar. Yazara büyük hayranlık ve saygı duydum açıkçası. Kitabı yazarken birçok disiplinden faydalanmış. Psikoloji, sosyoloji ağırlıklı ancak sıkmayacak bir eser hazırlamak yüksek bir zekâ seviyesi ister. Okumadıysanız tavsiye ediyorum. Not: Kitap okumaya vakit bulamayanlar için filmi de var. Ben izlemedim, izlemeyi de düşünmüyorum. Charlie zihnimde canlandırdığım gibi kalsın istiyorum. Sizlere iyi seyirler.
Edebiyat & Roman
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,4bin okunma
Puan vermedi·234 syf.··
2022 31. kitabı
"Bu kitapta, küçük bir Anadolu köyünde basit bir çiftci olan büyük dedem Mehmet'in,  Çanakkale Cephesine gitmesiyle başlayan yolculuğu içinde, zamanla Aborjin Mehmet'e ve sonrasında Avustralyalı Logan Faraway'e dönüşümünü göreceğiz." Bir devrin kitabı. Elime ilk ulaştığında, neden Mavi Tebeşir acaba yazar başka bir isim bulamamış mı demiştim. Hata etmişim bundan daha iyi bir roman adı olamazmış. Yazarın diline falan değinmeyeceğim. Çünkü duygusu ve büyük dedesinin yaşamı o kadar güçlü ki. Bu duyguyu gölgede bırakmak bana düşmez. Çanakkale savaşından sonra savrulan bir yaşam olarak görsek  de hayatın  seçimlerden ve bunların ilk başta düşünmediğimiz sonuçlarından ibaret olduğunu çok güzel işlemiş. Savaşın karanlık yüzü, bizden çaldığı hayatlar o kadar net ki içim  acıdı okurken. Devir kitabı dediysem de fazla detaylara boğulmadan, ince ince örülmüş gerçek bir yaşam öyküsü. Tavsiyedir..
Mavi TebeşirVedat Akyol · Luna Yayınları · 2021139 okunma
Puan vermedi·450 syf.··
2021 30. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Ekim 2021 01:03
3. İblisler tarafından kurulmuş, insanları sadece üretim mekanizması olarak kullanan distopik bir dünya düzeni ve bu düzenin kökünü kazımak isteyen, hâlâ insan olduğunu hatırlayan Dağ Çobanlarının mücadelesine konuk oluyoruz.. Gönül gözü açılmış, Nilüfer Sektörüne uyanık gelen Kul Tankut, sevdiği kadın Ukdeyi ve ilmi-Zamanı bu sektörde bulur. Hakikat ve çocukken yaşadığı özgür günleri özlediği için Dağ Çobanlarının komutanı olan Tankut, askeri Tarık ile Nilüfer sektöründe köleleştirilmiş, zihni uyuşturulmuş insanları özgürlüğüne kavuşturmak ve zihinlerini uyandırmak için isyanın kıvılcımını burada yakar. Sektörün yüksek duvarlarını yıkmak, geçmişi ve geleceği elinden alınmış insanlara hayatlarını vermek adına ölümü göze alır. İnanç ve azimle örülmüş bir bedenden daha fazlası Kul Tankut. İnsan olduğunu defalarca haykıran, tek isteği duvarlar olmadan bir yaşam olan varlık. Kul Tankutu kendime, sistemi ise şu an yaşadığımız dünya düzenine benzettim ben. Adını daima üretim koydukları bu çağda, inandığımız ve hasret kaldığımız her şeyi öteleyip, sadece nefes almaya ve daima üretim ile tüketime odaklanıyoruz. Oysa unuttuğumuz değerler ve anlar var. Duyarsızlaşma adını koyduğumuz hissizlik aleminde yaşamıyor muyuz? Hissetmeyi unutturan bir eşyadan farkımız olmadığını, sol yanımızın karanlıkta kaldığını bolca anımsattı bana Kul Tankut. İnsan olduğumu ve inandığım her şeyi hatırlatan Kul Tankut'a, Tarik'a,Giray'a, Seyit'e ve Yücel'e selam olsun. Yıldızlı gökyüzünü en çok sizin için seyre dalacağım..
Hakikati ArayanlarB. Ş. Keleş · Perseus Yayınevi · 202121 okunma