"...
Kendi kendine "Hayat bu mudur? Ders çalışıp evlenmen...
Sonra da meziyetlerini düz bir çizgi üzerinde uygulaman mı?" diye soruyordu.
Dışarıya baktı. Otobüs her zamanki yoldan gidiyordu. Mağazalar ve aşina olduğu ilanlar gözünün önünden geçiyordu. Herkes gidiyor, geliyor, sıkıntı çekiyor, çalışıyor ve ihtiyarlıyordu. Buradan oraya, oradan buraya kadarki gidiş gelişlere devam edecek,
makine gibi belirli bir düz hatta sürekli gidip gelecek parayı, hayat parasını kazanmak için... Bu otobüste oturup birkaç yüze alışmak... Birkaç tanıdıkla konuşmak.. gülmek.. küçük olaylarla heyecanlanmak.. Ne uyanık olmaya rağbet etmek, ne kendinden bir şeyler vermek, ne cesurluk, ne özveri, ne gözü dışarda olmak, ne bir duygu, ne bir düşünce, ne de bir feryat için para kazanmak. Durmadan bu düz hat üzerinde hareket eder durursun. Kurmalı oyuncak bebekler gibi öne gider, geri gelir, çalışırsın. İyi yemek, iyi uyumak için yaşlanırsın, elden ayaktan düşersin."