"Sinemanın önü kalabalık. Hepimiz bir mucizenin kırıntılarını toplamaya gelmişiz, ne güzel, diye düşünüyor Rıfat. Kırıntının boyutlarına ayarlı bakışlarımız ile hiçbir ayrıntıyı kaçırmıyoruz. Ama başımızın öne eğik olması, kırıntının doğası gereği yerde aranmasıyla mı ilgili, yoksa bir mahcubiyet mi var, seyirci olmanın ezeli mahcubiyeti"
Yalnızlık bazılarının inandığı gibi bir enerjisizlik ya da eylemsizlik hali değildir, tersine, ruhun vahşi erzaklardan alarak bize ilettiği bir nimettir.
"Erkeklerin buna benzer yaraları olduğunda, kokusunu rahatlıkla alabilirsiniz. Hiçbir kadın, hiçbir sevgi, hiçbir ihtimam böyle bir yarayı iyileştiremez, ancak kendine merhamet duyma, ancak kişinin kendi yaralı haline özen göstermesi iyileşmeyi sağlayabilir."