Toplumun görüşüne ters ya da beklenmeyen olayların çürüttüğü, ünlü olmayan fikirleri desteklemek için
inanç ve cesarete gerek vardır. Zorluklara aksilik ve üzüntülere meydan okumak, onları bize verilen haksız bir
ceza olarak almamak bizi güçlü kılar. Bunun içinse inanç ve cesaret gerekir.
Çağdaş insan içinde bulunduğu anı yaşamaz, ya gelecekte yaşar ve geçmişte. Duygusal bir şekilde annesini ve çocukluğunu düşünürya da geleceğe
ilişkin mutlu planlar yapar. Sevgi, ister başkalarının uydurulmuş yaşamlarını açlıkla paylaşarak olsun, ister yaşanılan anda, geçmişe, ya da geleceğe atılarak yaşansın bu soyutlanmış ve yabancılaştırılmış sevgi biçimi gerçeğin,
tekbaşınalığın, ayrı olmanın kişiye verdiği acıyı uyuşturmaya yarar
Ruhbilimsel gözlemler, kişinin kendisine duyduğu sevgiyle, başkasına duyduğu sevgi arasında bir çelişki doğduğu savını doğrulamaktamıdır? Kişinin kendisini sevmesi, bencillikle aynı olgumudur, yoksa birbirlerinin zıddı mıdırlar? Çağdaş insanın bencilliği, gerçekten birey olarak kendine gösterdiği ilgi, zekâsının, tutkularının, duygularının üzerine düşmesi midir? Sosyo - ekonomik konumunun bir uzantısı haline gelmemişmidir "O"? Bencilliği, kendisini sevmekle özdeşmidir, yoksa kendine olan sevginin eksikliği sonucu mudur?
Sevgi kavramının çeşitli nesnelere yönelmesi, hiç kimsede tepki yaratmayıp, başkalarını sevmenin erdem olduğu yaygın bir inançken, insanın kendisini sevmesi günah kabul edilmiştir. Kendini sevme bencilikle eş tutulmuş, kendimi sevdiğim oranda başkalarını az seveceğime inanılmıştır