Paşa ayağa kalktı: "Siz, Rahip Fro'ya (Frew) valnız devlet mi para veriyor da bu teşkilatı yapıyor zannediyorsunuz? Ben Padişah'ın da buna yardımda bulunduğunu zannediyorum. Siz ne fikirdesiniz?" dedi. Biz de, ihtimaldir, dedik ve sonra Paşa, "Dahası var. Bu Rahip Fro (Frew), benim aldığım hususi malumata göre, hükümetin de en sevgilisi. Görüyorsunuz ya, bir papaz, hayatımızla, istikbalimizle, istiklalimizle nasıl oynuyor. O papaz, memleketinin Türkiye üzerinde nüfuz ve hâkimiyetine çalışıyor. Ulemadan Sait Molla da Türkiye'nin hâkimiyetini kaybederek İngiliz hâkimiyeti altına girmesi için çalışıyor" diye çok öfkelendi. Hüsrev Sami de bu sıra "Ya Padişah?" dedi. Mustafa Kemal Paşa, "Evet, dedi, o da Sait Molla'yı Evvel. Fakat arkadaşlar, bu millet, hiçbir zaman, bir hain Padişah'ın bir Rahip Fro'nun (Frew), bir Sait Molla'nın esiri, eğlencesi olamaz. Cihanı başlarına toplasınlar da gelsinler; iş kalabalıkta değil, hak ve hakikattedir. Hak ve hakikat ve millet rehberimizdir. Mutlaka biz muvaffak olacağız. Şimdiye kadar olduğu gibi, bütün maniaları ber-taraf edeceğiz. Vakit yaklaştı. Pek yakında tam istiklal ve hâkimiyetimize kavuşacağız!" diyerek bizim de yeniden
kuvvei maneviyemizi tezyit etti.