"Kinâr-ı dâye-i gerdûnda ol tıfl-ı yetîmim ki
Mükerrer zehr nûş ettirmeyince şîr vermezler"
Âgâh
[Ben dünya sütanasının kucağındaki o yetîmim ki üstüste zehir içirmeyince süt vermezler.]
"Teskîn-i sûz-ı hicr edelim arzıhâlle
Mu'tâddır ilâc mürekkeble harkına"
Nâbî
[Vücut yanığını onultmak için mürekkeb sürmek âdettir. Onun için biz de ayrılık yanığının ıztırâbını durdurmak için yâre arzıhâl edelim.]
"Dil ruh-ı hoygerdeni bûs eyledikçe cân bulur
Çünkü gül-âbla eder her hasta def'-i ihtilâc"
Beğlerbeğili Hilmî
[Terlemiş yanığını öptükçe gönül can bulur; çünkü titremeyi, yürek çarpıntısını her hasta gül suyu ile def'eder.]