"Gözlerün fitnede ebrûn ile enbâz mı ki
Dil asılmaga iver zülfüne cânbâz mı ki
Bize kahr eyledügün lûtfuna âgâz mı ki
Neyi ki şîve mi ki cevr mi ki nâz mı ki
...
Bu Selîmî kuluna cevri revân eyledügün
Bunca sıdkun reh-i 'ışkunda yalan eyledügün
Yüzüni gösterüben yine nihân eyledügün
Neyi ki şîve mi ki cevr mi ki nâz mı ki"
"Ben gedâ fürkat diyârında kalurdum yalunuz
Mihnetü derd ü belâ olmasa yoldaşum benüm"
[Sıkıntı, dert ve keder eğer yoldaşım olmasaydı ben fakir, ayrılık diyarında tek başıma kalakalırdım.]
"Şikeste-beste dervîşem adum sorsan Selîm Şâh'am
Habîbün vasfını dimek benüm bu resme kârumdur"
[Adımı sorsan Şelim Şah'ım ama aslında yarım yamalak bir dervişim; benim işim gücüm bu şekilde sevgilinin vasıflarını samaktır.]