''Sonunda oradan ayrıldım ve uzaklaşırken de kendi kendime, 'Hiçbirimizin gerçekten iyi ve güzel olan herhangi bir şeyi bildiğini düşünmüyorum ama ben bu adamdan daha bilgiliyim. Çünkü o hiçbir şey bilmiyor ama bildiğini sanıyor. Oysa ben ne bir şey biliyorum ne de bildiğimi sanıyorum. Bu durumda ondan daha üstün sayılırım,' dedim.''
Yazarımız bu kitabında ''aşık bir kadının saplantılı duygularını'' bizlere sunmuş.
Kitabı okurken her sayfada bambaşka duygular içerisindeydim. Kimi zaman kızdım kimi zaman üzüldüm kimi zaman ise haline acıdım. Çocukluk aşkına ulaşmaya çalışan kadının tek taraflı çabasını okudum... Adamın karakteri belliydi ve kadın küçük yaşta onun hakkında birçok şeyi öğrenmişti. Buna rağmen bırakamadı aşık olduğu adamın peşini. Kitabın seyrinin değişeceğini düşünüyordum, bir umut ile sayfaları çevirdim. Lakin umduğum gibi gitmedi, ilerledikçe gerçekler açığa çıktı...
Çarpıcı bir sonu vardı kitabın. Ne kadar hüzünlü ve hayal kırıklarıyla dolu olsa da aynı zamanda da etkileyici. Kısa bir kitap olmasıyla birlikte sürükleyici de. Bitirdikten sonra şunu söyleyebilirsiniz: ''Neden okumak için bu kadar bekledim ki.'' Şimdiden keyifli okumalar.
''Çocuğum dün gece öldü. Yine yalnız kalacağım, yaşamaya devam etmek zorundaysam şayet. Yarın o tanımadığım, siyahlara bürünmüş iriyarı adamlar bir tabut getirecekler ve çocuğumu içine koyacaklar, benim zavallı ve bir tanecik çocuğumu. Belki arkadaşlarım da gelecek ve çiçekler getirecekler, ama tabutun üzerine çiçek yakışmaz ki! Beni teselli edecekler ve birtakım kelimeler mırıldanacaklar, kelimeler, kelimeler; ama tüm bunların bana ne yardımı olacak ki! Sonra yine yalnız kalmak zorunda kalacağımı biliyorum. İnsanların arasında yalnız kalmaktan daha korkunç bir şey yoktur.''