İncelemeye kitabın konusundan bahsederek başlamam gerekirse;
İbrahim, İstanbul'da yaşayan ve işinde başarılı olan bir gazetecidir. Bir gün bir haber dikkatini çeker ve biraz inceledikten sonra Amerika'da öldürülmüş olan Hüseyin'in, kendisinin çocukluk arkadaşı olan Hüseyin olduğuna kanaat getirir. Şaşkınlık ve merak içinde bu ölümün ardındaki gerçekleri öğrenmek için yola çıkar. Gazetecilik mesleğinin getirdiği merak ve hırs sayesinde hedefine ulaşır.
Böyle anlatınca konusu sizlere sıradan gelebilir ancak asla sıradan değil! Ayrıca kitaptaki olaylar her ne kadar -çoğunlukla- İbrahim'in ağzıyla anlatılıyor olsa da Hüseyin'den de bahsetmeden geçmek hoş olmaz.
Hüseyin, başlarda IŞİD tarafından tecavüz ve işkencelere maruz bırakılmış Yezidi kızlarından biri olan Meleknaz'a yardım etmek için yaklaşır ancak bir süre sonra duyguları ağır basar ve ona aşık olur. Zamanla Meleknaz'ın ve onun kör bebeğinin hikâyesini öğrenir ve onların bundan sonra daha huzurlu ve güvenli bir hayat yaşaması için elinden gelen her şeyi yapar ancak IŞİD'in zalimlerinden kaçamaz ve öldürülür.
Ço fazla spoi vermeden konuyu ancak bu şekilde aktarabilirdim sanırım.
Acı bir gerçektir ki bir insanın; yaşadığı coğrafyası, dini, dili, ırkı, ten rengi ve daha nicesi o insanın ayrımcılığa uğramasına, zulmedilmesine hatta öldürülmesine sebep oluyor. Bu sebepten ötürü, bir insanın bir insanı sırf kendi dinî inancını, o insanın dinî inancına uygun görmediği için ona zarar vermesi ve hatta onu canından etmesi sizi de şaşırtmayacaktır. Geçmiş, günümüz ve belki de gelecek, böyle geldi ve insanoğlu buna son vermedikçe de ne yazık ki böyle geçecek.
Biraz da yorumumu katıp sonlandırmak istiyorum.
Kitapta "Ezidi/Yezidi" kelimesi ilk geçtiğinde merakla gidip kısaca araştırmıştım ancak kitabı bitirdiğimde