Aysu

10/10
·80 syf.··
2020 1. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2020 20:10
Bugün sevgili Sevgi Sertbaş'ın kitaplarından biri olan ''Cennet Kokulum''dan bahsetmek istiyorum sizlere. Cennet kokulum dediği oğluna ithaf ettiği bir şiir kitabıdır kendisi. Ek olarak Sevgi Sertbaş'ın yayımlanan ilk kitabı olmamakla birlikte son kitabı da değildir. Cennet Kokulum'da özellikle ''Sahi'' ve ''Teşekkürler'' isimli şiirlerinden etkilendim diyebilirim. Tabiri caizse şiir denilince akan sular duruyor bende. Hangi kelimeleri seçip bir araya getirsem az kalıyor sanki. Öyle şiirler vardır ki okuduğunuzda gönül rahatlığıyla ''İç sesim olmuş bir şiir'' diyebilirsiniz ve yine öyle şiirler vardır ki okuduğunuzda ''İçimden bir parça kopartan bir şiir'' diyebilirsiniz. Ben bu kitabın içindeki şiirleri okurken verdiğim örnekler gibi birçok söz geçirdim içimden. Sizler de bir şiirsever iseniz Cennet Kokulum'u geç olmadan okumalısınız.
Cennet KokulumSevgi Sertbaş · Karina Yayınevi · 20193 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·160 syf.··
2021 3. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2021 12:20
İncelemeye kitabın konusundan bahsederek başlamam gerekirse; İbrahim, İstanbul'da yaşayan ve işinde başarılı olan bir gazetecidir. Bir gün bir haber dikkatini çeker ve biraz inceledikten sonra Amerika'da öldürülmüş olan Hüseyin'in, kendisinin çocukluk arkadaşı olan Hüseyin olduğuna kanaat getirir. Şaşkınlık ve merak içinde bu ölümün ardındaki gerçekleri öğrenmek için yola çıkar. Gazetecilik mesleğinin getirdiği merak ve hırs sayesinde hedefine ulaşır. Böyle anlatınca konusu sizlere sıradan gelebilir ancak asla sıradan değil! Ayrıca kitaptaki olaylar her ne kadar -çoğunlukla- İbrahim'in ağzıyla anlatılıyor olsa da Hüseyin'den de bahsetmeden geçmek hoş olmaz. Hüseyin, başlarda IŞİD tarafından tecavüz ve işkencelere maruz bırakılmış Yezidi kızlarından biri olan Meleknaz'a yardım etmek için yaklaşır ancak bir süre sonra duyguları ağır basar ve ona aşık olur. Zamanla Meleknaz'ın ve onun kör bebeğinin hikâyesini öğrenir ve onların bundan sonra daha huzurlu ve güvenli bir hayat yaşaması için elinden gelen her şeyi yapar ancak IŞİD'in zalimlerinden kaçamaz ve öldürülür. Ço fazla spoi vermeden konuyu ancak bu şekilde aktarabilirdim sanırım. Acı bir gerçektir ki bir insanın; yaşadığı coğrafyası, dini, dili, ırkı, ten rengi ve daha nicesi o insanın ayrımcılığa uğramasına, zulmedilmesine hatta öldürülmesine sebep oluyor. Bu sebepten ötürü, bir insanın bir insanı sırf kendi dinî inancını, o insanın dinî inancına uygun görmediği için ona zarar vermesi ve hatta onu canından etmesi sizi de şaşırtmayacaktır. Geçmiş, günümüz ve belki de gelecek, böyle geldi ve insanoğlu buna son vermedikçe de ne yazık ki böyle geçecek. Biraz da yorumumu katıp sonlandırmak istiyorum. Kitapta "Ezidi/Yezidi" kelimesi ilk geçtiğinde merakla gidip kısaca araştırmıştım ancak kitabı bitirdiğimde
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,7bin okunma
8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
İncelememe kitabın adı ve anlamı ile başlamak istiyorum. Yazarımız sevgili Ray Bradbury kitaba birçok isim verdiğini ancak en son "Kitaplar kaç derecede tutuşup yanar?" diye sorgulamaya başlayıp şu cevaba ulaştığını söyler; 451 Fahrenheit. Aldığı cevaptan tatmin olan yazarımız ters çevirip distopik eserine "Fahrenheit 451" ismini verir. Şimdi yavaştan içeriğe doğru bir yolculuk yapalım. "Yangın" terimi aklımıza itfaiye erlerini getirir değil mi? İtfaiye erleri çıkan yangınlarda sorgusuz sualsiz önce can sonra mal güvenliğini esas alarak yangınlara müdahele ederler. Peki ya gelecekte itfaiyeciler yangın söndürmek yerine yangın çıkartırsa? Buna karşılık, "Neyi, neden yakacaklar?" diye sorabilirsiniz. Hemen cevap vereyim; kitapları, toplumu düşünmeye ve sorgulamaya ittiği için. 1953 yılında yazarımız Ray Bradbury insanların, "aptal kutusu" olarak nitelendirilen televizyonlara nasıl bağlandıklarını ve bu bağlanışın toplumu ne denli etkilendiğini görür ve "Bu böyle sürerse... artık kimse kitap okumayacak." diye düşünerek bir kütüphanenin bodrumunda saatlik olarak kiralanabilen daktilolardan birinin başına geçip kurgusunu yazmaya başlar. Distopik eserin konusu ise şöyle: Guy Montag işini severek yaptığına ve eşiyle birlikte yaşamakta olduğu hayatta mutlu olduğuna kendini inandırmış bir itfaiyecidir. İleri teknolojinin hüküm sürdüğü bu yüzyılda itfaiyeciler söndürmek yerine yakıyordur! Hem de kitapları... Montag bir gün mahallesine taşınan Clarisse ile tanışır. Her konuştuklarında Montag düşünmeye, sorgulamaya başlar. Sonra ne mi olur? Montag kendini inandırdığı yalanlardan sıyrılıp gerçeklere doğru yola çıkar. Biz bu tehlikeli yolda yaşadıklarına şahit oluyoruz. Neil Gaiman "Sunuş" bölümünde, "Kitap yayımlandı ve övgü topladı. İnsanlar kitaba bayılmıştı ve onun üstüne
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,4bin okunma
8/10
·348 syf.··
2021 1. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2021 20:22
Yaşam denilen filmi neredeyse yarılamış bir emlakçı olan Annie, hayatında her şey yolunda giderken ev gezdirdiği müşteri -müşteri görünümlü suçlu- tarafından kaçırılır ve 1 yıl boyunca türlü işkence ve tecavüzlere maruz kalır. 1 yılın sonunda kurtulduğunda zorlu soruşturma süreci sonrasında öğrendiği gerçekler ise yaşadıklarının cabası... Kitap boyunca Annie yaşadıklarını ve yaşamakta olduklarını bir psikiyatriste anlatıyor. Bu yüzden ''bölüm'' yerine ''seans''lar karşılıyor bizleri. İlk seanslarda sorduğumuz ''Neden?'' sorusuna, son seanslara doğru ''Nasıl?'' da ekleniyor. Anlatım tarzı açısından bana ''Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'' ve ''Postacı Kapıyı Çalmayacak'' kitaplarını anımsattı diyebilirim. Eleştiri kısmına geçeyim; Annie'nin duygu ve düşüncelerini aktarırken genel olarak öfkesini yansıtmayı tercih etmiş yazarımız. Annesine olan kırgınlığının ve kızgınlığının çok soğuk kaldığını düşünüyorum. Bazı olayların ardına çok düşmemişti, belki bu merakı arttırmak için olabilir ancak olayı unutmaya sebep olabilirdi. Şunu da eklemek isterim ki; orijinal adı olan ''Hâlâ Kayıp (Still Missing)'', Obsesif yerine çok daha uygun olabilirdi. Karakterlerimizden biri olan sevgili Gary'in bir sözü ile sonlandırmak istiyorum yazımı, ''İnsanlar sevdiklerine sürekli korkunç şeyler yaparlar.'' Daha fazla söze hacet yok bence, ön yargılı yaklaşmayın ve sonuna kadar okuyun.
ObsesifChevy Stevens · Koridor Yayıncılık · 20151,911 okunma
9/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2020 5. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 05 Kasım 2020 08:00
Yazarımız bu kitabında ''aşık bir kadının saplantılı duygularını'' bizlere sunmuş. Kitabı okurken her sayfada bambaşka duygular içerisindeydim. Kimi zaman kızdım kimi zaman üzüldüm kimi zaman ise haline acıdım. Çocukluk aşkına ulaşmaya çalışan kadının tek taraflı çabasını okudum... Adamın karakteri belliydi ve kadın küçük yaşta onun hakkında birçok şeyi öğrenmişti. Buna rağmen bırakamadı aşık olduğu adamın peşini. Kitabın seyrinin değişeceğini düşünüyordum, bir umut ile sayfaları çevirdim. Lakin umduğum gibi gitmedi, ilerledikçe gerçekler açığa çıktı... Çarpıcı bir sonu vardı kitabın. Ne kadar hüzünlü ve hayal kırıklarıyla dolu olsa da aynı zamanda da etkileyici. Kısa bir kitap olmasıyla birlikte sürükleyici de. Bitirdikten sonra şunu söyleyebilirsiniz: ''Neden okumak için bu kadar bekledim ki.'' Şimdiden keyifli okumalar.
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · İndigo Kitap · 2017266,6bin okunma