Ah Ingeborg,
Ben kor yuttum.
İçimdeki her şey yandı.
İçimde yanacak bir şeyler daha
var mıdı, Ingeborg?
Daha fazla acı çekemem
acı çekecek yerlerimi o kor yuttu.
Tamamlandığını sandığım sözlerim yarım kalıyor,
rüzgâr besliyor beni kuytusunun sütüyle.
Ömrünü çok gören bir kelebek havalanıyor aklımdan
ve kaybediyorum gerisini sözlerin,
Rüzgâr anımsayacaklarımı uğultusuna katıyor.
Bir tünelin uğultusunu taşıyarak içimde
acının içinden geçtim,
yol boyunca zamanın parçalarında
bir ürperti saydılar beni
oysa bir iki sessizlik dışında, yekpare
soğudum, üşüdüm
kendi çukurunda buz tutan suyu,
yolun kederini anladım....