İnsanın arzu, inanç ve heyecanlarıyla dolu bir gerçekçiliğin peşindeydi. Hayatı, olduğu gibi, insanın ruhunu titreten, içine işleyen her şeyiyle birlikte yansıtmak istiyordu.
Kalemi elime ilk aldığımda kendimin bile doğru dürüst aniayıp değerlendiremediğim birkaç önemsiz tecrübem dışında yazacak bir şeyim yoktu. Doğru dürüst fikrim yoktu. Gerçekten öyle. Düşünebileceğim kelimelerim
bile yoktu. Deneyimlerimse anlam kazanmamış bir sürü görüntüden ibaretti. Bilgilendikçe, kelime haznemi geliştirdikçe, o deneyimlerimde görüntüleri aşan şeyler olduğunu gördüm.
Cennetteki azizler saflıktan
ve güzellikten ayrılabilir miydi? Onların anlatılacak bir yanı yoktu. Ama ya çamurdaki azizler; işte asıl ebedi harikalar anlardı. Hayatı yaşamaya asıl değer kılan, anlardı. Adaletsizliğin, kötülüğün çirkefinden yükselen ahlaki görkemi fark etmek