Azad Altuğ

Azad Altuğ
@Azadaltu
Vakit gece olunca, Sol'cu bir isyan başlıyor içimde. Kalbimde şiirler yakılıyor, Uykum idam ediliyor sen tarafından… Atakan Gülgar
Günlük yaşantımızı, dünyaya ilişkin hemen hiçbir şey anlamadan sürdürüp gidiyoruz. Yaşamı olanaklı kılan güneş ışığını üreten düzeni, yere yapıştırarak bizi Dünya'nın uzaya fırlatıp atmasını önleyen yerçekimini ya da kararlı dengesine temelden bağlı olduğumuz yapıtaşları atomları, aklımıza bile getirmeyiz. Çocuklar dışında (ki onlar önemli soruları soracak kadar çok şey bilmezler) çok azımız, acaba doğa neden böyle; evren nereden çıktı ya da her zaman var mıydı; zaman bir gün gelip geri akacak, nedenler sonuçları izleyecek mi; ya da insanoğlunun bilebileceği şeylerin bir sonu var mı diye meraklanarak zamanımızı harcarız. Öyle çocuklar var ki, kendi tanıdıklarımdan biliyorum, kara deliğin neye benzediğini, maddenin en ufak parçacığının ne olduğunu, neden geleceği değil de geçmişi anımsadığımıza, ilk zamanlarda karmakarışıklık varken nasıl olup da şimdi göründüğü kadarıyla bir düzen olduğunu ve niçin bir evren olduğunu bilmek istiyorlar. 
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ve hayat, hak ettiği gibi yaşandığında güzel!.. Charles Bukowski
en açık yüreğim yüzün senin en açık yürekliliğim gözlerin senim senin adınla başlar güne benim de gözlerim. ilk harfidir bakışlarımın dilinde,elalım arkası kopkoyu yalnızlık günümün imkansız aşk düğümlüsü dolaşığım... tay bacaklım, ay parçam atın soylu güzelliğine katarak sevdiğimsin... sağrılarına hasretim suların yer altına çekildiği, kuşların göçten dönemediği ve giderken dağların yaralarını kanatlarıyla tarayıp sardıkları bir ülkem, bir çocukluk hasretimin adı başlangıcısın... gel al beni, her ilişkide bir parçası kalan ömrümü toparla sonra da al götür atlara üryan binilen o topraklara... kekliğe pusu kurulmayan kendi sesinden, rüzgarlara rengini veren kızıl güllere çık sular gibi çıplak dağlara, nevrozlara suların azizliğine, sohbetin demine, bir masal boyu köyüme al götür ölümün ağıtlardaki güzelliğine... orda o dağ köylerinde kağın'da gece yarıları pencereye ince bir türküyle, eşkıyalar suya ekmeye inerler ağızlarına inercesine sanki öyle rahat bıyıkları gibi sarkarlar evlerin içlerine,
Ateş ve su, yaşam ve ölüm, irin ve şiir Ucu bucu olmayan bu çığlığın Ortasında nasıl barışılabilir? Anlamak isterim, hangi yasa Bir beşikle, bir darağacını Aynı ağaçtan, ne adına varedebilir? ~Ahmet Erhan~ m.youtube.com/watch?v=EHU68g4...
"Ben, yine de vazgeçmedim seni sevmekten. Eskisi gibi değil ama.. Biraz buruk, biraz küs, biraz sitemkâr seviyorum artık seni… Dudaklarımı ısırıyorum artık adın geçince. Kavga falan çıkarıyorum. Eskisi gibi sakin değilim,ama olsun…" Cezmi Ersöz