Yüzlerce , binlerce Şevketler Ezolar Kezibanlar geçti bu bağrı Ana-dolu topraklardan.
Süklüm püklüm köylüler analar geçti Efendilerin önünden !
Makam mevki vicdana giydirilen bir zırh gibiydi , işleyemedi hiçbir şey içlerine beylerin müdürlerin.
Fakir Baykurt alıyor seni karşına bir bir anlatıyor yoksulluğumuzu en sade diliyle. Kulak verilseydi anlatılanlara zamanında , yitip gitmeyecekti binlerce parlak yıldız.
Yokluğun nefes diye içine çekildiği zamanların Türkiye’sinde bir garip İlyas!
“ Tam dört yıl , yağmurda çamurda , bu köye sabah gitti, akşam geldi İlyas . Atsız eşeksiz : yayan !
Ufacık tefecikti. Arkadaşları gider , o kalırdı. Okula yorgun varır , eve yorgun gelirdi.”