" Ölüme bu kadar takılıp kalma oğul! İnsanlar ölmek için doğuyor. Zaman bir bezirgan, ölüm alır, ölüm satar. Gecede ve gündüzde, gençte ve yaşlıda, iyide ve kötüde hep budur yaptığı. İnsan gaflete kapılıp zamanı öldürdüğü için yapar bunu. Bir intikam alır gibi. Ve zamanlar öldükçe ölümün zamanı gelir. Kaçışı olmayan, kurtuluşu bulunmayan andır o. Bir yerde susmak gibi; bir yerde konuşmak kadar... Ebedi hakikatin ta kendisidir ölüm. Her başa gelecek ve tek başına olacak. "
Çünkü biz bilgiyi yazarak aktarmayı önemsiyoruz, Müslümanlar ise bilginin söz ile aktarılmasını tercih ediyorlar. O yüzden her konakladığımız yerde bir meclis toplanıp bilen birileri bilmeyenlere anlatıyor. Böylece bilgi yalnızca yazı yoluyla değil, söz, kelam, adet, davranış ve tavır yoluyla da içselleştirilmiş oluyor. Hani Salt aklın karşısında gönlü öne çıkarmak gibi. Çünkü gönül sevgi dilini konuşuyor ama satırlar yalnızca gerçekleri söylüyor, nasıl söylemek gerektiği ile ilgilenmiyor.
Eşleri bir arada tutan şeylerin paylaşılan mutluluktan ziyade hüzün olma ihtimalini düşündüm. Birbirini seven çiftlerin hüznü paylaşırken birbirlerine gösterdikleri yakınlık, mutluluğu paylaşırken gösterdiklerinden ziyade olmalıydı.