Konusu ve ana düşüncesiyle beni derinden etkileyen, sonuyla kahreden bir kitap Erdem Yılı...
Öncelikle kitabın günümüzün neredeyse bir uyarlaması olduğunu söyleyebilirim. Yani şu an Türkiye'deki kadınların gördüğü muamelenin hepimiz farkındayız, buna birçok örnek verebilir herkes. Tabii bu olaylar sadece Türkiye'de de yaşanmıyor. Başka ülkelerde de mutlaka yaşanıyordur ama Türkiye'de gerçekten bunun ardı arkası kesilmiyor. Yazarımız da bu konudan esinlenerek bir kitap yazmak istemiş.
İncelememe spoilersız bölümle başlamak istiyorum.
SPOİLERSIZ BÖLÜM:
Kitabımızın konusu:
Baş karakterimiz Tierney kadınların mal gibi görüldüğü, erkeklerin hüküm sürdüğü, kadınların hiçbir hakkı olmadığı bir yerde yaşamaktadır. Buradaki kanuna göre kızlar 16 yaşına geldiklerinde içlerindeki sihriden kurtulmaları için bir yere gönderiliyorlar.
Kızlar burada bir yıl kalıyor. Kaldıkları yer ise sefillik içinde bir yer. Erzakları çok az, suyu pis bir kuyudan içiyorlar. Ama burada diğer önemli olan şey ise kaçakçılar...
Kaçakçılar, erdem yılı kızlarını eğer güvenli bölgenin dışına çıkarlarsa avlıyorlar.
Erdem yılı kızları 16 yaşına geldiklerinde buraya gönderiliyorlar ve erkekler bu kızların burada sihirlerinden arındıklarını düşünüyorlar.
Kitap hakkındaki spoilersız görüşlerim.
Öncelikle karakterler hakkında konuşmak istiyorum:
Tierney:
Tierney gerçekten hayran olduğum bir karakter. Gördüğüm en güçlü kadın karakterlerden biri. Böyle kadınların önemli olduğunu kanıtlamak isteyen ve buna benzer düşünceleri savunan bir kitaba layık bir karakter olduğunu düşünüyorum. Kadınların her şeye karşı koyabileceğini de en iyi şekilde gösterdiğini düşünüyorum.
Ryker:
Ryker gerçekten benim kalbimi çaldı. Keşkelerle doldum ben bu karakteri okurken... Ryker'ın kalbini, düşüncelerini, kısaca kendisini