Duymuyor musun, bütün dünyada budalalar nasıl şarkılar söylüyorlar? Hepsi de şimdi oturmuş, silahlarını doldurmakla meşgul. İş zeki birinin çıkıp fitili ateşlemesine bakıyor, anlıyor musun?
Görüyorsunuz ya, insanın yapıp ettiği her şey taslak halindeyken ne kadar güzel, ama resme dökülünce ne kadar iğrenç.
…
Yapıtı bir deha başlatıyor, bir budala sürdürüyor ve bir hayvan tamamlıyor.
Sevgililerin barışması gibi, geçmişi unutalım! Bundan sonra seninle dost olalım. Bana elini vereceksin dostum! Sonsuz yaşam üzerine ant içerim, artık seni başımdan kovmayacağım, seninle alay etmeyeceğim: Yılanın kurnazlığını yitirdim belki, ama kumrunun uysallığını kazandım. Çevremdeki muhabirleri ve sanatçıları kovduğum için şimdi biraz üzülüyorum: Artık bu şeffaf ve sade halimin neye benzediğini sorabilecekğim kimse yok. Bana kalırsa, yüzüne pudrayla kaplamış bir zenciye benziyorum; pudra silinecek de kara derisi görünecek diye elini yüzüne götürmekten korkan bir zenciye…
İnsan binlerce yıldır kendisiyle boş yere savaşmış durmuş ve ruhunu hâlâ acıdan kurtaramamış; insanın bu esir ruhunun takatsizliği artık dehşet verici, korkunç boyutlara varmış, ama nihai Yargıç hâlâ herkese geleceğim diyerek oyalıyor… Oysa hiçbir zaman gelmeyecek, bak benden sana söylemesi: Şu yaşamda hep bir başınayız ey insan evladı!