Eylül

Eylül
@Azula
Durduğum yer, düşler.
Türkçe Öğretmeni
Tekirdağ
1998
201 okur puanı
Ocak 2018 tarihinde katıldı
"Aydın olmak gösterişli bir kıyafet yahut kolalı bir yaka ve modaya göre şapkayla dolaşmak değildir. Aydınlar halkın beynidir. Halk bizi eğitimimiz bittikten sonra iyi maaşlı işe girerek, akşamları lokantalarda oturmak veya sözde 'okuma salonlarında' kâğıt veya domino oynamak için yetiştirmedi. Bu hayatı yaşayanlar  aydın değil, aydın süprüntüleridir. Aydın olarak sizlerin vazifesi halkın zekasını, vicdanını, irade ve enerjisini uyandırmak ve harekete geçirmektir. Halkın düşünme yeteneğini canlandırmak, işçileri, köylüleri ve toplumun alt kesimlerini daha iyi bir hayat kurmak için ne yapmaları gerektiği konusunda eğitmek- sizin göreviniz budur."
Reklam
"Her halkın içinden hem büyük şahsiyetler hem de aşağılık insanlar çıkabilmektedir. Bunlardan hangisinin iktidara geleceğini belirleyen temel etken halk kitlelerine hakim olan ruh halidir. Halkın sahip olduğu değerler nelerdir? Zekası, iradesi ve vicdanı gelişmekte midir yoksa zehirli otlar sarmış gibi, çürüyerek yok mu olmaktadır? Veya zavallı, utanç verici bir mevcudiyet için mi sarf edilmektedir?"
Edebiyat
https://youtu.be/aGSKrC7dGcY
Merhaba. Öncelikle uygulamanın kitap okuma ve alıntılar üzerine olduğunu biliyorum ancak akışa düşen, kahramanın bir "selam" lafını bile alıntılayanları, hiçbir katkısı olmayan alıntıları ve iletileri düşününce kendimce farklı konularda yazılar yazmak istedim. Yararlılığı elbette tartışılır tıpkı bazı akışa düşenlerin "gereksiz" olduğunu düşünmem gibi. Benim yazıma da gereksiz deyip geçebilirsiniz. (Benim bazılarına yaptığım gibi.) İyi okumalar diliyorum, herkesin ne yapmak istediğinin ve ne yaptığının bilincinde olması dileğiyle... :) İlk yazımı kısa tutacağım, merak etmeyin. :) Konuma başlıkta yer alan video klibin ve şarkının kişisel değerlendirmesi diyebilirsiniz ya da daha duygusal düşünürsek bir şarkının genç bir kadına hissettirdikleri. :) Size Depeche Mode'u tanıtacak en güzel eserin Enjoy The Silence olduğunu düşünüyorum ve (yabancı müzik sevmiyorum diyenlere yazımın burasında veda edebilirim.) çevirisine şöyle bir göz atmanızı istiyorum. Klipteki ve sözlerdeki edebiliği hissetmenize yardımcı olmak adına. Sessizliğin tadını çıkarmak adına neler yapıyorsunuz? Sessizlik anlayışınız nedir? Sevgisizlik, sevgilisizlik, arkadaşlarınızla oturduğunuz bir kafedeki sohbetiniz, kırgınlığınız, öfkeniz, daha çok öfkeniz, gülmeniz, kahkahalarla gülmeniz, okuduğunuz kitap, süpürdüğünüz ev, çığlığınız... Belki de klipteki adam gibi kendi içinizdeki krallıkta (kabul etsek de etmesek de ego denen içimizdeki krallıkta hepimiz birer kralız ve kraliçeyiz, bunu kontrol edebildiğimiz kadarıyla insanız.) diyar diyar tek bir sandalyeyle gezmek daha doğrusu kaçmak, kendi sessizliğinde bir imparatorluk kurmak ve bir şarkı mırıldanmak. Güzel bir sessizliğin tadını çıkarma anlayışı değil mi? Bu sessizlik ve kaçış ihtiyacıyla sık sık mücadele ediyorum bazen kendi sessizliklerimi
Müzik