Bazı yasaklar amaçları doğrultusunda bizim açımızdan anlaşılır durumdayken, bazıları anlamsız, aptalca ve mantıksız görünür. Bu gibi yasakları "törensel" yasaklar olarak adlandırıyor ve tabu geleneklerinde de çeşitli biçimlerde yer aldıklarını görüyoruz.
Takıntılı yasaklar olağanüstü bir yer değiştirme kapasitesine sahiptir; bunlar bir nesnedeki yasağı diğerine de aktarmak için neredeyse her türlü bağlantıyı kullanırlar ve bir hastamın da uygun biçimde belirttiği gibi yeni nesneyi "katlanılmaz" hâle getirirler. Bu imkânsızlık en sonunda bütün dünyaya ambargo koyar. Zorlanma nevrozuna sahip olan kişiler, "katlanılmaz" nesne ve insanlara çevresindeki her şeye tehlikeli bir hastalık bulaştırabilecek şeyler olarak bakarlar. Tabu yasaklarını tanımlarken de benzer aktarılma ve bulaşma özelliklerine değinmiştik. Ayrıca dokunulması yasak olan bir tabuya dokunarak suç işleyen bütün kişilerin tabulaştığını ve hiç kimsenin ona dokunamayacağını da biliyoruz.
Bu aktarımı ya da daha iyi bir deyimle yer değiştirmeyi iki şekilde örnekleyeceğim; bunlardan ilki Maorilerden, diğeri ise zorlanma nevrozuna sahip gözlemim altındaki bir kadın hastadan olacak:
"Benzer bir sebeple Maori reisi ateşe üfleyemez; çünkü kutsal nefesi ateşe, oradan tencerenin içindeki ete, oradan bu eti yiyen kişiye geçer ve reisin nefesinin bulaştığı eti yiyen bu kişi ölür."