BAY X

"Topla gül goncalarını toplayabilirken, Zaman akıp gidiyor: Aynı çiçek sana bugün gülümserken, Yarın solup gidiyor."
Sayfa 24 - Bilge Kültür Sanat·Kitabı okudu
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Hemen Her Sabah
Hemen her sabah gazeteyi açınca okuduğumuz klişe havadisten biri: "Falan mahallede, filânın kızı, şu yaşta filân hanım, sevdiği gençle, şu veya bu sebepten dolayı evlenemediği için eline
Sayfa 98·Kitabı okudu
Bulutlar Karşısında Bir Muhavere
"Kuraklık münasebetiyle" - Fen, yağmuru lâzım olduğu zaman yağdırmak imkânını bulmadıkça veyahut suyun yerini tutacak bir madde keşfetmedikçe, dünyanın mutlak hâkimleri, şu kızıl ufuklar üzerinde sıra sıra yürüyen ve gürleyen siyah bulutlar kalacak! Hind'in kadîm din kitabı olan Veda'larda bulutların istiârevî ismi ineklerdir. Kimyanın namütenâhî terakkisine rağmen dünya hâlâ gıdasıni, şu semâvî memelerden akan sütte arıyor. Fen bulutların keyif ve hevesine tahakküm edebilmekten şimdilik hayli uzaktır. İnsan sefaletine karşı bulutları merhamete getirmek için elimizde yağmur duasından başka hiçbir çare yok! Bulutlar bize küsünce nehirler kurur, tarlalar ölür. Bahçeler solar, toprak mahsulâtını keser; eşhâsın kesesi ve binnetîce devletlerin hazinesi boşalır; ticaret durur, sanat durur. Bu vâsi hâile çerçevesi ortasında, insanın korkunç kaderini bir an tasavvur etmek bile muhayyileyi yakmağa kâfidir. Denilebilir ki mutaddan biraz daha fazla sürecek bir kuraklık, milyonlarca insan batnının, asırlardan beri zahmetle biriktirdiği zekâ sermayesini tüketmeğe ve bizi bu derece şımartan bir medeniyeti iflâs ettirmeğe kâfidir. Hâsılı, hayatın nâmütenâhî çarklarını döndüren bulutlardır! Desene! Şu çarkları su ile dönen dünya, kâr-ı kadîm bir değirmenden hâlâ farklı değil
Sayfa 108·Kitabı okudu
Bir Faziletin Kıymeti
Köpekleri hiç sevmediğimi bilen bir avcı, geçen gün bana yolda rast geldi ve vaktiyle, bazı yazılarımda, köpekten bahsederken kullandığım lisan dolayısıyla duyduğu eski iğbirarı tazeleyerek beni
Sayfa 133·Kitabı okudu
Baş Parmak
İnsanın en asil uzvu hangisidir? diye sorsalar hepimizin vereceği cevap budur: Dimağ! Hâlbuki, dimağdan daha yüksek ve hattâ insanı diğer mahlûklardan ayıran ve onu bütün hayvanlara nazaran faik bir mevkie çıkaran dimağ değil, sadece elinin baş parmağı imiş. Baş parmağın diğer parmaklarla birleşip iş görebilecek vaziyette olmasıdır ki insana unsurlar üzerinde galebe imkânını veriyor. Bunu söyleyen tarih-i tabiîdir. Filhakika birçok hayvanların parmakları yoktur, parmakları teşekkül etmiş olanlarda ise baş parmak, insanda olduğu gibi elin diğer parmaklarıyla intibak edemediğinden, faideli bir iş görecek vaziyette değildir. İlk insan, zekâsıyla değil, sırf elinin taazzuvu sayesinde taştan bir balta imal etmeğe muvaffak olarak ağaç dallarını kesmiş ve mağara haricinde, güneş ve semâ altında, ilk mimarî eseri vücuda getirebilmiştir. İnsan medeniyetine başlayan, çekici ve testereyi tutan ilk eldir. Dağda, çölde ve ormanda hayvan olarak kalan mahlûkatın cümlesi baş parmaklarını kullanamadıkları için şehirler kuramamış, evler inşa edememiş ve neticede bir medeniyet kurmağa muvaffak olamamıştır. Baş parmak, insan medeniyetinin yarısını vücuda getirdikten sonradır ki, dimağ, kemik mahfazasında fıtrî uykusundan silkinerek konuşmağa başlamış ve belki insan işlerine müdahalesi, faideden ziyade mazarrat îkâ etmiştir. Aklın baş parmağa nazaran esaret veya galibiyetine göre medeniyet ilerlemiş veya gerilemiştir. Bütün taş ve demir sanayii baş parmağın, felsefe ve edebiyat gibi vâhî hünerler 125
Sayfa 125·Kitabı okudu