Şimdi gözümüzün önüne böyle bir totem yemeğini getirelim ve ona daha önce yeterince düşünülememiş birkaç olası özellik ekleyelim. Dini gerekçelerle totemini vahşice öldürüp onun çiğ etini yiyen, kanını içen ve kemiklerini bile silip süpüren bir klan düşünelim. Aynı zamanda klanın üyeleri, özdeşliklerini vurgulamak istercesine kendilerini toteme benzeyecek kılıklara sokarak onun gibi ses ve hareketler yapsınlar. Ayrıca bu eylemlerin tek bir kişi tarafından gerçekleştirilmesinin yasak olduğunu ve yalnızca hepsinin katılımıyla gerekçelendirilebileceğini bilsinler. Eylem haya-ta geçirildikten sonra da katledilen hayvanın yasını tutup adına ağıtlar yaksınlar. İntikam tehlikesinden doğan korku sebebiyle de bu ölümün yasını tutmak mecburiyken, asıl amacı da Robertson Smith'in belirttiği gibi üzerinden katletmenin sorumluluğunu atmak olsun.
Ancak bu yası, bütün dürtülerin zincirlerinden boşandığı ve her türlü isteğin doyuma ulaşmasına izin verildiği coşkulu bir şenlik takip eder. Burada bayramların iç yüzünü kolayca anlama fırsatı buluruz.
Bayramlar, bir yasağın törenle delinmesine izin verilen ya da böyle yapılması buyrulan aşırılıklardır. Bayramı niteleyen aşırılıklar bayram atmosferine girilsin diye buyrulan bir emrin sonucunda gerçekleştirilmez, aksine bayramın kendi doğasında böyle bir aşırılık vardır. Bayram atmosferi, başka zamanda yasaklanan şeylerin serbest bırakılmasıyla ortaya çıkar.