Fatime

Ebuzer( r.a.)
Sırtıma bir erzak torbası, elime bir değnek alıp yola çık tım. Mekke'ye girdim. Nebîlik iddia eden zâtı tanımıyordum. Önüme çıkanlara sormayı da doğru bulmuyordum. Kâbe'ye sokuldum ve orada üç gün üç gece kaldım. Erzağım bitti. Zemzemle iktifa ediyor ve açlık duymuyordum. Kâbe'yi tavaf eden olmuyordu. Dördüncü gece... Aynı haldeyim... Bir de ne göreyim? Güzellikte misilsiz bir insan zuhur etti: Allah'ın Resûlü... Kâbe'yi tavaf ederek, namaza durdu. Bek-ledim; ibâdeti bitip selâm verince hemen yanına gittim. Ve elimde olmadan bağırdım: - Allah'ın Resûlü... Sana selâm olsun... Şahadet ederim ki, Allah'tan başka ilah yoktur ve şahadet ederim ki, sen O'nun Resûlüsün... Çehrelerinde memnunluk ifadesi belirdi... Sordular: Kimlerdensin? Gıfar kabilesindenim Kime misafirsin? - Kimseye misafir değilim ve geceli gündüzlü üç gün-dür buracıktayım. Üç günden beri ne yiyip ne içersin? Yiyeceğim tükendi, Zemzem suyuyla geçindim. Hiç sıkıntı çekmedim, vücutça daha iyi hâle geldim. İşte benim Müslümanlığa girişim böyle oldu.>>
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bir gün, Ebu Bekir, Hatice'nin yeğeni Nüssam oğlu Hâkim'in evinde... İlâhî memuriyetin henüz tahakkuk ve Hazret-i Hatice'nin iman ettiği günlerdeyiz. Konuşma sırasında, Hâkim'in azadlılarından bir kadın gelerek yüksek sesle haber verdi: Yâ Hâkim, duydun mu, yeğenin Hatice, Zevcinin, Musa Peygamber gibi Allah tarafından gönderildiğini iddia ediyormuş. Hayret büyük... Ebu Bekir hiçbir şey söylemeden kalktı ve aziz arkada-şının evine doğru yürüdü. Eve girdi, Kâinatın Efendisini bul-du, aldığı haberi anlattı ve sordu. <<<- Nasıl, doğru mu?>>> Ve şu tek kelimelik cevabı aldı. <<<- Evet!..>>> Ebu Bekir derhal tek ânın getirdiği milyarlarca senelik muhakeme ve tefahhustan üstün bir bedahat sezişiyle iman etti: <<- Allah tarafından gönderildiğine iman ediyorum!>>>
Sayfa 159·Kitabı okudu
<<- Cebrail benim kalbime ilka etti ki, hiçbir nefs rızkını tamamlamayınca ölüm yetişip kendisini bulamaz.>>>>
Sayfa 147·Kitabı okudu
Allah isteyince <<yok>>> yoktur. Zaten her <<var>>ın bir giz <li <<yok>>u ve her <<yok»un bir gizli <<var>>ı var ya... Ve zaten yokluk da Allah'ın mahlûku ya...
Sayfa 146·Kitabı okudu
Eğer Bekke, gerçekten gözyaşı vadisi demekse, daha ne isteriz? Bundan güzel ne olabilir? Buyurun, rahmet isteyen bütün insanlık, gözyaşı vâdisinden geçsin!
Sayfa 53·Kitabı okudu