Fatime

Allâh Teâlâ, varlıkları bir kaderle yaratır ve o kaderle yürütür. Hayat yollarındaki hadiselerin izleri, hakikatte kader çizgileridir. Ay, güneş, yıldızlar, nebâtlar, insanlar, hayvanlar vs. bütün varlıkların seyri, bu kader programı muhtevâsındadır. Dalın-dan düşen bir yaprak dahî bu programdan hariç değildir.
Sayfa 311·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Cenâb-ı Hak, cümlemize ihsân buyursun! Allah'ım! Gönüllerimize o “sâhibü'l-vefa"nın güzel hålle rini ihsân ederek bizleri sâlihler zümresine dâhil eyle! Amellerimize sadakat ve samîmiyet lutfedip cümlemizi Naîm cennetlerinin vârisleri kıl! Neslimizden ve zürriyetimizden muttakilere sertac olacak göz nûru ve gönül sürûru evlâdlar ihsân eyle! Cümlemizi Sana, Rasûlüne, ana-babaya, akrabaya, bütün ehli îmâna, vatana, millete ve diğer emânetlere karşı vefâkâr eyle! İki cihânda da rızâyı şerîfin iklîminde yaşat! Âmîn!..
Sayfa 294·Kitabı okudu
...Vefâ
Fahr-i Kainât -aleyhissalâtü vesselâm- Efendimiz'in üsve-i hasene, yani en güzel bir nümûne-i imtisal olan hayatı da baştan sona adeta bir vefâ sergisidir. O Varlık Nūru, fetihten sonra Mekke'de onbeş gün kalmışlardı. Bunun üzerine Ensar'dan bazıları endişelenmişler ve Hazret-i Peygamber -sallallahu aley-hi ve sellem-'in bir daha Medine'ye dönüp dönmeyeceklerini düşünmeye ve aralarında bunu hüzünle konuşmaya başlamış-lardı. Çünkü Allah Teâlâ, O'na doğup büyüdüğü mübarek ve mukaddes yerin fethini nasib buyurmuştu. Ensar-ı kiram'ın bu tedirginliklerini sezen Hazret-i Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, onların yanına giderek: "-Konuştuğunuz nedir?" diye sordular. Onların endîşelerini öğrendikten sonra da büyük bir vefâ örneği olarak şöyle buyurdular: "-Ey Ensâr! Öyle bir şey yapmaktan Allah'a sığınırım. Ben sizin memleketinize hicret ettim. Hayatım hayatınızdır. Ölümüm de sizin yanınızdadır."
Sayfa 277·Kitabı okudu
Bir güle, bir menekşeye bakın... Onlar bu renkleri kara toprağın acaba neresinden bulurlar?
Sayfa 270·Kitabı okudu
"Ademoğlu «malım, malım...» deyip duruyor... Ey Ademoğlu! Yeyip tükettiğin, giyip eskittiğin veya sadaka olarak verip sevap kazanmak üzere önden gönderdiğinden başka malın var mı ki?!."
Sayfa 224·Kitabı okudu