İnanmak, inanamamak... Bunun ne kadar korkunç olduğunu her gün, her an hissediyordum. Bu histen kurtulmak için yaptığım bütün hamleler boşa çıktı... Evlendim... Daha o gün, karımın bana herkesten daha uzak olduğunu anladım. Çocuklarım oldu... Onları sevdim, fakat hayatta kaybetmiş olduğum şeyi bana asla veremeyeceklerini bile bile...
Yaşadığım müddetçe türlü türlü yerler gezecek, dilini bildiğim ve bilmediğim insanlarla tanışacak ve her yerde herkeste onu arayacaktım. Onu bulamayacağımı daha şimdiden biliyordum. Fakat aramamak elimde olmayacaktı. Beni, bütün ömrümce bir meçhulü, mevcut olmayan bir şeyi aramaya mahkum ediyordu. Bunu yapmamalıydı...
Kadın sevebileceği zaman sevmiyor, ancak tatmin edilmeyen arzulara üzülüyor, kırılan benliğini tamir etmek istiyor, kaybedilen fırsatlara yanıyor ve bunlar ona aşk çehresi altında görünüyordu.
Eski kelimelere takılırım, okuyamam diye hep bu kitabı okumayı ertelemiştim. Büyük hata etmişim. Kendi hikayeme bi parça benzetmem sebebiyle kitabın içine kendimi koyabilmeyi başardığıma inanıyorum. En sonunda adamın tutumuna çok üzüldüm, farklı bir çözüm bulmalıydı dedim sadece. Kitap olaylardan çok hissedilenlerin kitabı. Benim için atlatması uzun sürecek bir kitap.