Burhan Buruk

Burhan Buruk
@BBuruk
Özgür düşünce ve yaratıcılık, ilerlemenin itici güçleri olarak enerji ve bilgi yoluyla yükseliyordu; bilgi, vücudun en fazla enerji kullanan kısmı olan beyin için gerekliydi.
Yazar & Bilişimci
Yüksek Lisans
Başkent
6 okur puanı
Eylül 2022 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Ellerimiz, sazın telleri gibi titrerken, Sözlerimiz suskunlukla anlaşmıştı. Razı olmuştu; dilde titreyen kelimeler dinmişti. Tam da istenildiği gibi… Gökyüzü devrilirken, yıldızlar kayıyor; Bir iki kayıp dilek, sessizliğe gömülmüştü. Yeni ayın ışığı gözlerimde parlarken, Umutlarım sönmüştü. Her şey gibi, ağaçların özsuyu bile kuruyordu. Beynimin içinde değirmen taşları dönüyordu; İniltilerini dinleyen bir ağıt yakardı. Gözyaşı odalarımı doldurmuş, Taşmayı bekliyordu; Hangi damla öne çıkacak, sabırla seçiliyordu. Nemli rüzgâr altında kalmış gibiydim; Saçlarımdan süzülen yaşlar, Sanki ağlıyordu. Anladım ki herkes kendi yarasına ağlıyordu. Meğer varlığımız, başkalarının içinde bir iz bırakmaktan ibaretmiş. Her şey bir yansımadan, Bir yanılsamadan ibaretmiş. Ambarlarda çürüyen tohumlar, Yeni çiçekleri filizlendirecek umudu saklıyordu. Geç fark ettim ki, Yabani otların kollarımı okşayışı beni sarhoş etmişti.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Bağırmak kulakları sağır eder, ama susmamak vicdanları uyandırır." #LeyleklerGeçerken Yazar Burhan Buruk
DÜŞÜNCEYİ BASTIRAN GÜÇLER
“Kaderimse çekerim” cümlesi, çoğu zaman teslimiyetin şiirleştirilmiş hâlidir. İnsanın kendi iradesinden vazgeçişini, kozmik bir plana havale ederek meşrulaştırma çabasıdır. Oysa kader, insanın eylemsizliğini aklayan bir mazeret değildir. İnsan, kendi hayatının faili olmaktan vazgeçtiği anda, başkasının iradesinin nesnesi hâline gelir. Asıl trajedi burada başlar. Çünkü düşünceyi bastıran güçler her zaman dışarıdan gelmez. Bazen en güçlü baskı, insanın kendi içinde kurduğu konfor düzenidir. Sorgulamanın huzursuzluğundan kaçmak, hakikatin ağırlığını taşımaktan daha kolaydır. Hakikat ağırdır. Çünkü insanı yerinden eder. Alışkanlıklarını sarsar. Konumunu riske atar. Yalnız bırakır. Onu taşımak cesaret ister. Onu gömmek ise yalnızca biraz korku ve biraz da rahatlık arzusu… Düşünceyi toprağa verenler, aslında önce kendi özgürlüklerini gömerler. Çünkü düşünmek, insanın kendisini sürekli yeniden kurması demektir. Düşünmemek ise hazır kalıplara yerleşmek, hazır cümlelerde barınmak, hazır öfkelere ve hazır sevinçlere teslim olmaktır. Sistem, medya, alışkanlıklar ve korkular elbette düşünceyi bastırmak ister. Ama asıl soru şudur: İnsan, bastırılmaya ne kadar gönüllüdür? Hakikatin yükünden kaçan özne, çoğu zaman bunu farkında olarak yapar. Gerçeği bilmez değildir; gerçeğin sonuçlarını göze alamaz. Bu yüzden kendisine daha hafif bir anlatı seçer. Daha az sarsıcı bir yorum. Daha az riskli bir taraf. Zihin gömücüleri işte burada ortaya çıkar. Onlar, hakikati inkâr edenler değildir yalnızca. Hakikatin varlığını bilip, onu bilinçli biçimde toprağa verenlerdir. Çünkü bilirler:
Hakikatle yüzleşme yorgunluğuna karşılık düşünceyi bastıran güçlerin sürekliliği kesintiye uğramıyor; tıpkı ölüm gibi. Burhan Buruk
RASYONELLİK YOKSA
Duygu hareket yaratır; fakat düzen kurmaz. Öfke yön değiştirir; fakat yön tayin etmez. Sandık iradeyi sayar; iradeyi eğitmez. Çoğunluk doğruyu garanti etmez; sadece çoğunluğu gösterir. Eğer akıl geri çekilmişse, eğer kamusal tartışma yerini slogana bırakmışsa, eğer güven hamasetle ikame edilmişse, sandık sonucu üretir ama adalet üretmez. Burhan Buruk