- Peki, sence en güzel hayat nedir? Niçin Oblomovluk olmasın? Sanki herkes bu benim hayalimdeki hayat için uğraşmıyor mu? Sizin bütün koşmalarınız, tutkularınız, ticaretleriniz, siyasetleriniz hep sonunda rahat etmek için, kaybolmuş bir cenneti bulmak için değil mi?
- Köye gideceğim.
- Niçin gitmiyorsun?
- Planımı bitirmedim. Hem de yalnız değil, evlenip gideceğim.
- Ya öyle mi? Tanrı versin. Ne bekliyorsun öyleyse? Üç dört yıl sonra kimse seninle evlenmez...
Oblomov, içini çekerek:
- Ne yapalım, kısmet değilse? Evlenecek param da yok.
-Ama bu hayatta sevmediğin şey ne? Onu söyle.
- Her şey; durmadan öteye beriye koşmalar, küçük ihtiras oyunları, hele de açgözlülükler, rekabetler, dedikodular, birbirine çelme atmalar, birbirini tepeden tırnağa süzmeler.