Merhaba...ben Beyza. Bu ülkenin herhangi bir sokağında yürürken adımlarını hızlandıran, gece yalnız kalınca anahtarını parmaklarının arasına alan kadınlardan biriyim. Bugün bu cümleleri sadece kendi adıma değil; Emine için, Özgecan için, Pınar için yazıyorum. Yaşamak isteyen, gülmek isteyen, özgür olmak isteyen tüm kadınlar adına konuşuyorum.
Ben uzun zamandır içimde bir şeyleri susturuyorum. Belki alıştım, belki korktum, belki sesimi duyuramayacağımı düşündüm. Ama artık sustukça içim kanıyor. Çünkü her sessizlik başka bir kadının yok sayılması oluyor.
Neden hep kadınlar katlediliyor? Bunu hiç düşündünüz mü? Bu yıl tamı tamına 216 kadınımız katledildi. Hem de sokaklarda elini kolunu sallayarak gezen yavşaklar tarafından. Hayır küfür ettiğim için özür dilemeyeceğim. Hak ediyorlar hatta daha fazlasını...
Ben 14 yaşımda bir kız çocuğuyum, sokaklarda özgürce dolaşmak benimde, bizlerinde hakkı öyle değil mi? Ama neden dolaşamıyorum, Neden her güldüğümde insanlar ayıplayıcı bir şekilde bakıyor? Neden kısa bir şeyler giydiğimde karşı cinslerin gözü bana kayıyor? Neden bir kadın tecavüze uğradığında "Adamı o ayartmıştır" deniliyor? Neden ben dışarı çıktığımda yanımda biber gazı taşımak zorunda kalıyorum? Neden ben namussuz taraf olarak görülüyorum? Neden ben ölüyorum?
sorun bizde mi?
SORUN BİZDE FALAN DEĞİL!
SORUN BU AHLAKSIZ , CAHİL, ADALET BİLMEYEN, HER ŞEYİ YARGILAYAN , İĞRENÇ FİKİRLERE SAHİP OLAN O TOPLUMDA.
"ARTIK YETER!"
Bu iki kelime, yıllardır susturulan kadınların en derin haykırışı. Sokakta yürürken arkasına bakmak zorunda kalan kadınlar... Giydiği kıyafetle değil, taşıdığı canla, fikirle, hayalle var olmak isteyen kadınlar… “Hayır” dediği için öldürülen Emine Bulut, boşanmak istediği için katledilen Münevver Karabulut, Leyla, Rana, Gonca...Bu liste uzayıp