Biz bu topraklarda tesadüfen değiliz.
Her karışında kan, her taşında gözyaşı, her dağında bir feryat, her ovasında bir dua vardır.
Burası sıradan bir vatan değildir; burası, şehit kanıyla yoğrulmuş, bağımsızlık uğruna ateşten gömlek giymiş bir milletin vatanıdır.
30 Ağustos, yalnızca bir savaşın adı değildir. Bu gün, zincirlenmek istenen bir milletin prangaları parçaladığı gündür. Esaretin reddedildiği, “ya istiklal ya ölüm!” sözünün tarihe kazındığı gündür. Bugün, Türk milletinin varlık yokluk kavgasının zaferle sonuçlandığı gündür.
Düşmanın çelik orduları, tankları, topları vardı… ama bizim imanımız vardı.
Onların silahları vardı… ama bizim göğsümüz siperdi.
Onların sayı üstünlüğü vardı… ama bizde Mustafa Kemal Atatürk vardı.
Her şehidimizin kanı, bu bayrağın kırmızısına işlenmiştir. Her şehidimizin ruhu, bu milletin bağımsızlık türküsüne karışmıştır.
Mehmetçik, gözünü kırpmadan süngüsünü takıp ileri atıldığında, yalnızca bir savaş kazanmadı; bir milletin geleceğini, onurunu, varlığını da kurtardı.
Bugün özgürce konuşuyorsak, ezanlarımız yankılanıyorsa, bayrağımız göklerde dalgalanıyorsa… bu, şehitlerimizin canı pahasına, analarımızın gözyaşları pahasına, kahramanlarımızın cesareti pahasına olmuştur.
Ve biz biliyoruz ki; Türk milleti asla esareti kabul etmez. Bizim damarlarımızda akan kan, bin yıllık bir mücadeleden süzülüp gelmiştir. Biz asla eğilmedik, eğilmeyeceğiz. Bizim başımızda taç olan bayrağı yere düşürmeyecek, gökten indirtmeyeceğiz.
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, bir milletin küllerinden doğabileceğini, imkânsızı başarabileceğini, bağımsızlığın bedelini canıyla ödeyenlerin asla unutulmayacağını bize öğretti.
O’nun liderliğinde yazılan bu destan, yalnızca Türk milletinin değil, mazlum tüm milletlerin bağımsızlık umudu oldu.
30 Ağustos Zaferi,