Sefillik içinde mütemadiyen açlıkla boğuşan, küf kokan köhne duvarlar arasında yaşayan, yaşadığı sürece de hor görülen, nefret edilen ve görmezden gelinen bilgeleri görürsünüz her yerde. Oysa ahmaklar altın içinde yüzer, devletin dümeni bunların elindedir. Kısacası :Nerede isterlerse, orada en iyi işi yaparlar.
Geldik ilahiyatçılara!... Zira bunlar burunları havada ve alıngandırlar. Beni tövbe etmeye mecbur kılmak için ne yapar eder kıssalarıyla taarruza geçerler. İnatlaşacak olsam,
'' İmansız! Zındık! '' diye feryat figan ederler. Her kim ki haddini aşıp da bunları alaya almaya kalkışsa, hemen gazap ve garaz yüklü yıkıcı yıldırımlarını meczubun üzerine gönderirler.
... Felek kimdir nedir ki? '' diye sordum.
'' Ben asıl kime sövüleceğini çok iyi bilirim ama, sövülecek olana sövünce başım derde giriyor... Bu millet feleğin olmadığını bilmez de mi yatar kalkar feleğe söver, hiç durmaz boyuna feleğe ilenir? Bilir bilmesine... Ama feleğe söverken, feleğe ilenirken, kime sövüp ilendiğini bilir, yüreğinin ataşını söndürür. İleneceklere ilensek mahkemeye verirler, hapislere atarlar... ''