Allah (cc), tıpkı su gibi "gökten [vahyi] indirir" ve nasıl kupkuru toprağa yağmurla hayat verirse aynı şekilde ölü kalpleri de vahiyle canlandırır. Kur'an, yağmuru "gökten indirilen su" olarak tarif etmekle dinleyicilerine ilahi rahmeti hatırlatır ve tabiî hediye olan yağmur ile manevi hediye olan vahiy arasında paralellik kurar.
Sure ve bölüm arasındaki farkı, Şâh Veliyyullah Dihlevi şöyle izah eder: "Kur'an'ın, konuyu sistematik bir şekilde ele alan, bölümlere taksim edilmiş bir kitap olarak değil, bilakis bir kralın tebaasına, her birisinin içinde bulunduğu şartlara göre yazdığı mektuplar olarak düşünülmesi gerekir."
Aktif iyiliğin kıymetini anlayan Ashab-ı Kiram sabah uyandıklarında bugün bize hangi ayet inecek diye bekler, gözleri ve kulakları Allah Resul'ünde (sav) olurdu. Onları iyiliğe çağıran bir ayet indiğinde hayata geçirmek için, kötülüğü bırakmaya çağıran bir ayet indiğinde ise terk ederek hayatlarından çıkarmak için adeta yarışırlardı.
Enes b.Malik (ra): "Sizler şimdilerde kıldan ince gördüğünüz birtakım işler yapıyorsunuz. Oysa bizler onları Allah Resûlü (sav) zamanında helak edici günahlardan sayardık" der.