Toplantıdan önce Vahdettin de aynı konuyu açmış ve Damat Ferit'in ismini önermiști. Ahmet İzzet Paşa da Sultan'ın bu önerisi üzerine "Bu zat uzun zamandan beri devlet görevinde bulunmamış ve âdeta deli gibidir. Böylesine önemli bir görev ve devletin hayati meseleleri kendisine havale edilemez," diyerek tepki göstermişti.
Mustafa Kemal'in vurgulamak istediği asıl gerçek göz ardı edilmişti. Savaş bitmişti fakat işgal bitmemişti. Düşman barışmak için değil, yok etmek için geliyordu.
"İki yıldır ihanet ve zayıflık yüzünden yüz binlerce kişi katledildi; bizi mahveden, hainlere karşı zayıflıktır. İnsanlar en büyük suçlulara, vatanı düşmanın kılıcına teslim edenlere acıyor; bense sadece talihsizlere ve erdemlilere acıyabilirim; sadece baskı gören suçsuzlara acıyabilirim; sadece, bu kadar hainlik yüzünden katledilen, yüce gönüllü bir halkın kaderine acıyabilirim."
Peter McPhee
Robespierre 186
Türkler kesseydi, Türkler sürseydi ve Türkler yaksaydı... Acıdıkları milletlerin izine bile rastlanmazdı.
(Mahmut Esat Bozkurt)
"...bizi mahveden, hainlere karşı zayıflıktır. İnsanlar en büyük suçlulara, vatanı düşmanın kılıcına teslim edenlere acıyor..."