BirDem

BirDem
@BSerdar
“Her şey için tek şey diliyorum, Allahın gülleri yakamızı bırakmasın.” “Aşıklar kâr zarar gütmez kurbanım”
Aradan Çıksın Diye
Yas tutan söyleyin başka ne tutsun Son kullanma tarihi geçmişken mecalimin Üstüme, iki beden dar gelir ölülerin elbisesi Ne zaman kalsam kendime hep Yanlış kuşlar uçar çocukluğumun üstünden Eski bir yetimden esinlenen çocukluğumun Şimdi ne anlatsam size tuhaf kaçar, susayım Mahrumdu meleklerden geceleri konduğum pencere kenarları Sapanla çocuk vuruyordu bahçemizdeki kuşlar Meydana saklanmış adamlar geçmişiyle korkuturdu beni Aklımı bu yüzden yitirdim Özenle kırılırken kalbim… kefilim yok Aradan çıksın dedim bu yüzden yaşıyorum Nereye gitsem yakışmadım beni kim aklayacak Ne büyük bir yanılgıyım bu şehrin ortasında Kendimi gammazladım yoksa çıldıracaktım Şimdi, mübaşirler bağırsın diye adımı ortalıkta Yaraladım, gövdemdeki telaşa uymayan gençliğimi Son hamle bana düştü Koltuğunda büyük bir kibirle oturan hakime Açıkça teklif ettiğim rüşvetten sıyırdım Verdiğim bahşişi kabul etmezken beni mahşere uyandıran melekler Bülent Parlak
Şiir
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Aşık Garip Coğrafyası
1) seni çok az düşünmeye and içmeliyim; düşünmek seni, ölümü mûnisleştirir, güller açılmağa başlar ardarda. ama versailles bahçelerinde değil, hindibalı, ısırganlı yollarda… seni düşünmek bir konser başlatır o anda, ama öyle siyah papyonlu bir virtüöz değil, kunduraları tozlu, bakışları dalgın, kamburlaşmış kır saçlı bir tanbûri, yakıcı nağmeler koşturur yüreğimde… kola değil çay içmektir seni düşünmek, sen düşünmek erzurum, tebriz, tiflis; yani aşık garip coğrafyası. içimde senem’mişsin gibi bir his, sen bundan habersiz, uzak kentlerde, batılı bir hüzün yaşarken bile. seni düşünmekten korkuyorum artık; ölümlü olduğunu her akşam karanlık, söyler bana ve buna tahammül zor… benim ölümüm mûnisleşirken, seninki kanlı zalim oluyor gözümde. çok az düşünmeliyim seni çok az. seni çok az düşünmeye and içmeliyim (2)
Şiir
Güzelaşık
Hatırlar mısın, insan gitmekten yapılmıştır Dünya kalmaktan Kal benimle, gitme, dünya dar Alan açık, denizler var Allah’ın dağları ve evliyaları aynı yaştalar Bunu ancak ikimiz bilebiliriz Yalpa yalpa merhamet Yalpa yalpa vicdan İnsan, gitmekten… Hatırlar mısın Eskiden okumam için rüya gönderirdin Az görülmüş ve az anlatılmış rüyalar Karşılardı beni mektup kâğıtlarında Tüm uzun yürüyüşlerimde okuduğum En nadide rüyalardan birisini Uzun yıllardan sonra tekrar gördüm Şimdi düşünüyorum kısa kısa tüm bunları Hayatımız artık Çok görülmüş vasat bir rüyanın Berbat bir tabirine döndüğünden beri Balkona çıkmanın fen bilgisi Pencereden bakmanın matematiği Ve uzun uzun gülmenin ehliyeti Bunlar hep baharla ilgilidir, hatırlar mısın Vazgeçilmez bir bahar günü olsaydı bugün Ilık ılık esen tatlı rüzgârlarla dirilen Kalbindeki evin
Şiir
Geceye şiir
1 Kalbim bir çiçektir, gündüzler ölgün; Gelin, gelin, onu açın geceler! Beni yâdedermiş gibi, bütün gün Ötün kulağımda, çın, çın, geceler! Geceler çekmeyin benimçin hüzün, Gelin siz, ruhumu tenimden süzün; Bırakın nâşımı yerde gündüzün, Gölgemi alın da kaçın geceler! 2 İnsanlar içinde en yalnız insan; Düşün, taş duvara başın gömülü! Ve kapan sükûta, granitten, taştan, Mazgallı bir kale gibi örülü. Gözünü tavandan ayırma ki, sen, Üşürsün, gölgeni yerde görürsen. Dikilir karşına, mumu söndürsen, Ölüler içinde en yalnız ölü… 3. Sesimi alıp da kaybetse rüzgâr, Versem gözlerimi bir sonsuz renge! İçimde bir mahşer uğultusu var; Ruhumdur çağıran, tenimi cenge. Gözlerim bir kuyu, dilim kördüğüm, Bir görünmez âlem olsa gördüğüm;
Şiir
küfran
o rahvan atları anlaşılır kılan sabahlarda göğsü kasvet sayrılarıyla çarpışıp delişmen çocuklarını azdırırken dünya şehrin çarşılarından esen telaş hıçkırıklarla akşamı karşılayan bir aldanış gibi babamın incinmiş sesine çökerdi. yatağına ilk kez akan bir nehrin hırçınlığıyla karın kapadığı rayları temizleyendi babam. bir nasihatin başlangıcındaki parmağı hep tehdit, bütün oğulları kaçgöç, herkesin yalnız klarnet çalarken duyduğu kendinin öksüzü ıslak bir adam. benzemem diye düşünürken müsvedde oldum ona. bütün bozgunlara mâlik bir adamdı babam mahzenlerde sakladığım kitaplar kadar müphem. eski gazetelerle dönerdi akşamları yani ki posta katarlarının artıkları.. okuturdu akşamların camlara çarpan geniş sesiyle. oysa renksiz gazetelerdi çeken bizi yani yıldız paylaşan üç kardeş devlet ve babamızdan korurduk kitaplarımızı. çünkü, sabahına sorardı şehir: kimdi duvarlara bu kızıl harfleri düşürenler.. kavmim kadar ümmîydi babam ya da herkes kadar sis. dağılır bu kirli yarış diye düşünürken yekûn oldum ona.
Şiir